Dünyayı Sev Nasılsa Bir Gün Bitecek

Yavaşça açıldı kapısı polikliniğin,elinde ilaç torbasıyla içeri girdi 70 lerinde bir dede.Derdini anlattı mahcup bir şekilde.Yüzünde bir sürü çizgi ve beyfendiliğin insana kazandırdığı o ifade.Kurallara göre olmayacak bir şeydi istediği ama insanlık girince devreye pekalada oldurulabilirdi.Sıkıntısını anlatırken kullandığı uslüp,ses tonu ve seçtiği kelimeler…Zorbalıktan çok uzak,insanlığın tam merkezindeydi.Hayır cevabını alsaydı bile eminim bozmazdı duruşunu,kalitesini.

İşini halletmenin gönül rahatlığıyla ve belki de kendince kurduğu yakınlığa sığınarak 37 yaşında bir kızım bir de ben kaldık dünyada,gerisini yolcu ettik ahirete dedi.İçim burkuldu bir an.Gençliğin,ailenin,paranın ve gücün bir gün hiç gelmemişcesine gideceğini hatırlattı bu dede bana.Sahip olduğum onca şeyi ve onlar da kulp takılabilecek,kafaya takılabilecek bir şeyler arama,kendimi mutsuz ve huzursuz etme uğraşım geldi birden aklıma.Şu bana şunu yaptı nasıl yapar diye küsüşlerim,erken kalkıyorum diye sabahları söylenişlerim,sahip olduklarımdan çok olamadıklarımı düşleyişim…Utandım kendimden,şükürsüzlüğümden ve sırt çevirişlerimden.

O bana aslında vaktimin sandığım kadar uzun olmadığını hatırlattı,dünyalık hırs ve tamahların yine dünyada kalacağını.Günlere sığdıramadığımız öfkelerimizin ömrümüzün sonunda kazanç dan çok kayıba yol açtığını.Neden bu yaşlarda sahip olamıyoruz ki o tevekkül ruhuna ? Maksada erişmek için yapabileceğimizi yapıp gerisini Allaha bırakmaya.İntikam duygusuyla kavrulan kalbimizi o sonsuz merhamet sahibinin ilahi adaletine neden bırakmıyoruz ki ? Sonuçta şu dünyada nokta kadar yer kaplarken dünyaya sığdıramadığımız öfkelerimiz ve intikam alma isteğimiz sadece bize zarar veriyor.Kendimizi üzüyoruz sahip olamadıklarımızı düşündüğümüz her an ve kötü zan beslemiş oluyoruz benim kaderim kötü derken Yaradana.Şükrettiklerimiz sabrettiklerimizden çok olsun hayırlı cumalar.

Bunlar da hoşunuza gidebilir...