Bir Kürt Sevdim 2 ( 1.Bölüm)

Bir kadın ne kadar sevebilirse sevdim, ne kadar acı çekebilirse çektim. Bu hikaye benim. Ben cesur olmayı beceremedim, sevdiğimin çekip gitmesine müsaade ettim, sonra kararan Dünyamda yalnızlığımla mücadele ettim.Ben Gülşah bu benim ölümümün ve tekrar dirilişimin hikayesi,bu benim hikayem,bu benim kıyametim.Çok zaman geçti üzerinden çok şey yaşadım,şimdi size hepsini kaldığım yerden tek tek anlatacağım.Çünkü benim yaşadıklarımı kimse yaşamasın.

Yatakta çoğu gece hiç uyuyamadan geçirdiğim onca aydan sonra kendime ve şahine verdiğim sözü tuttum.O yataktan kalktım ve okuluma kaldığım yerden devam ettim.Şahinle yaşadığım O şehirde yalnız olmak çok güç gelse de başardım,okulumu bitirdim.Bu arada terapime İzmir de devam ettim.Bir tek günüm olmadı gözümden yaş akmayan,her gün Şahinin İzmir’deki öğrenci evinin önüne gittim. Her gün Alsancak’a gittim,birlikte yemek yediğimiz kafeler de yedim yemeklerimi tek başıma.Kimseyle konuşmak,arkadaş olmak istemedim.Duruma göre haftada üç kez gördüğüm terapistim dışında bir de aynı evi paylaştığım teyzem karşılıyordu tüm konuşma ihtiyacımı.Ben tüm sözlerimi bir gün Şahine söyleyebilmek için biriktirdim içimde.Ben tüm gücümü bir gün onun karşısında bir zavallı gibi değilde güçlü bir kadın olarak durabilmek için topladım içimde.Önce gerçek beni sonra Onu bulabilmekti tek istediğim.Terapistim beni anlıyor,destekliyor ve yüreklendiriyordu.Şahini hücrelerine kadar anlatmıştım ona,ilişkimizi detaylarıyla biliyordu ve beni canlı canlı gömüldüğüm yataktan çıkıp tekrar ayağa kalktığım için takdir ediyordu her seferinde.Burada yeri gelmişken değinmeden geçemeyeceğim,lütfen kendinizi kendi karanlığınıza mahkum etmeyin.Ruhumuzda tıpkı vücudumuz gibidir,bazen hastalanır ve doktorlar hastalıkları tedavi etmek için vardır.Ben buradan yataktan çıkmama yardımcı olan Balıkesir’deki ilk terapistim Nevin hanıma ve bana devam edecek gücüm olduğunu hatırlatan Canım terapistim Talat beye çok teşekkür ederim.Siz olmasaydınız ben tek başıma yapamayabilirdim. Neler mi yaptım ? Çok şey.Hepsini tek tek anlatacağım.Aşk için bir kadının yapabileceği her şeyi yaptım.Çok zor geçen ayların ardından okulumu bitirdim,çılgınlar gibi Kpss’ye hazırlandım çok iyi bir puan yaptım,ama atanamadım Diyarbakır’a. Atanamayışım çok büyük hayal kırıklığı yaratsa da pes etmedim.Kalktım Diyarbakır’a gittim,özel okulların hepsiyle tek tek konuştum.Beni işe alması için görüştüğüm her yetkiliye dil döktüm saatlerce.Çünkü ben sevdiğim orada veya değil Onun memleketini kendime memleket seçtim.Ben o olmasa bile onu yaşamaya niyet ettim.Nasıl olsa varlığımın haberi uçurulacaktı ona,O bilecekti benim memleketinde olduğumu.Şahin bilecekti o küçük ,korkak kızın büyüyüp,peşinden geldiğini.Şimdi o zavallı,o perişan kız cesaretini toplamış yaşayamadıklarına meydan okuyordu.Babasına,bu kavgayı başlatanlara,sürdürenlere boyun eğmek yerine kafa tutuyordu.Şimdi tıpkı Şahin gibiydi,daha güçlü daha kararlı ve daha iç odaklı.Artık Şahinin karşısına çıkmaya hazırdım,yaralıydım ama yaralarımı sarmaya da başlamıştım. İzmir’e döndükten 25 gün sonra başvurduğum okullardan biri dönüş yaptı,işe kabul edilmiştim.Dünyalar benim oldu çünkü artık parasını kazanan hemde Şahinin memleketinde yaşayacak olan bir kızdım.Şahinimin kokusunun sindiği sokaklarda gezecek,ona benzeyen çocuklara eğitim verecektim.O başkalarının sürgün yeri olarak gördükleri Diyarbakır,benim için cennetin kendisiydi.Teyzeme anlattım okula kabul edildiğimi,hayatımın bundan sonraki aşaması için yaptığım planları.Her zamanki gibi tüm desteği üzerimdeydi,Teyzem beni doğurmamış olan Annemdir,o kadın beni annemden bile çok sevdi.Bu arada Babamla görüşmüyorum,okulu bitirmem için maddi desteğini hiç esirgemedi bunun için ona minnettarım ama bize yaptığı kötülüğü affedemiyorum.Bir babanın kızını hiçe saymasını ve bunu baba sevgisi adı altında güya benim iyiliğim için yaptığını savunmasını anlayamıyorum,anlamak istemiyorum.Ben sadece hikayemi anlatmak istiyorum.

  İzmirde son gecemdi sabahında Diyarbakıra gitmek için otobüse binecektim.O gece belki de bilinçaltımın oyunuyla rüyamda Şahini gördüm aylar sonra.Gülümsüyordu bana,beni gördüğü için mutlu görünüyordu ve hala beni sevdiğini söylüyordu.Erkenden uyandım,duşumu aldım ve yıllar sonra ilk kez saçlarıma fön çektim.Üzerime beyaz bir elbise giydim,sanki hiç ayrılmamışız gibi sanki Şahin beni otogardan alacakmış gibi.Ayrıldıktan sonra Diyarbakıra onlarca kez gittim,Şahinin ailesinin ve Seldaların evinin önünde çok bekledim ama bu kez farklıydı.Bu kez oraya Gülşah öğretmen olarak gidiyordum,bu kez Diyarbakıra yerleşmeye gidiyordum.Bu kez Şahini bulmaya,onun olmaya gidiyordum.

Otogara benimle gelen teyzem çok endişeliydi,yaşadıklarımın en yakın tanığı oydu ve terapide bu kadar yol almışken herşeyin başa dönmesinden,benim yine karanlığıma gömülmemden çok korkuyordu.Bense bu sefer içimde güzel şeyler olacağını fısıldayan sese inanıyordum,gerçi hep de güzel şeyler olmadı.Yine zorlandığım,yine ağladığım günler oldu ama güzel günlerde oldu.

Sıkıca sarıldığım teyzemin endişeli gözlerine baktım ve

 –Teyzem korkma bu sefer her şey bambaşka olacak

dedim söylediğime kendim de pek inanmıyor olsamda.

Uzun koridor boyunca yürüdüm,koltuk numaramı bulup yerleştim koltuğuma ve kulaklığımı takıp Ahmet Kayadan Diyarbakır türküsünü açtım.Bu türküyü ilk kez Diyarbakır’a giderken Şahinden dinlemiştim.O günü bilmem kaç bininci kez hatırladım yine,geçen onca zamanda en çok yaptığım şey geçmişi hatırlamak.O günleri en ince ayrıntısına kadar tekrar tekrar yaşamak.Bu kez geçmişe takılıp kalmaktansa,geleceğimi yapılandırmak istiyorum.Bu kez yıllar sonra kendimi güçlü hissediyorum.

Saatler süren upuzun bir yolculuktan sonra Diyarbakır’a giriş yaptık,hiç uyuyamamış olmama rağmen kendimi çok dinç,çok enerjik hissediyordum.Diyarbakır beni Şahinle geldiğim o ilk seferden sonra hep zayıf,hep yorgun,hep mutsuz görmüştü fakat bu gelişim diğerlerinden çok farklıydı.Bu sefer kendimi güçlü hissediyordum ve önümde uzanan yeni hayatımın ilk günü içim mutlulukla doluydu.

Artık her noktasını ezbere bildiğim Dişti de (Diyarbakır Şehirler arası otogar) bir çay ve gözleme ısmarladım kendime,tıpkı onu ilk gördüğüm gece de yaptığım gibi.Kenardaki masalardan birine iliştim sessizce,acı çayımı yudumlarken bir yandan da kiralayacağım evin sahibini aradım.Yeni hayatımın ve yaşayacaklarımın yegane mekanı olacak evimin sahibiyle yaptığımız kısacık telefon görüşmesinde İlhan amcayı konum göndermesi konusunda ikna edemedim,Biz hanımla gelir alırız seni otogardan diye tutturdu.Telefonu kapattıktan yarım saat sonra sevimli, çekik gözlü İlhan  amca ve dünya tatlısı tombalak eşi ayşe teyze otogara beni almaya geldiler ve böylece ben Diyarbakıra adım atışımın ilk dakikalarında yeni ailemle tanışmış oldum.Beşi kız altı çocuğu olan bu iyi kalpli insanlar beni de altıncı kızları ve yedinci çocukları olarak benimsediler.Bu ailenin üzerimdeki emeği ve Şahini bulmam için harcadıkları eforu da anlatacağım size yeri geldikçe.Anlatacak çok şey var,hepsini anlatacağım sırasıyla.

Yeni evime içinde üç beş parça kıyafetimin olduğu bavulu koyduktan hemen sonra Ayşe teyzenin ısrarıyla yemeğe bir alt katımdaki evlerine gittim.Geleceğimi bildikleri için çeşit çeşit yemekler hazırlamışlar,bir kiracı değilde uzaktaki bir akrabalarıymışım gibi davranıyorlardı bana ve bu ilgi yıllardır insanlardan kaçan benim gibi bir kız için çok fazla gelsede içten içe hoşuma da gitmişti.

Yemekten sonra çay faslını kısa tutup hemen eve geçtim.Uyumak,dinlenmek yarına daha dinç başlamak istiyordum.Yarın ufaktan bir iki eşya alıp,evi kendime uygun bir yaşam alanına dönüştürecektim.

Ertesi sabah,İlhan amcalarla uygun fiyatlı eşyalar satan yerlerden yatak,dolap,halı,perde,buzdolabı,çamaşır makinesi,ocak gibi elzem bir kaç parça eşyayı alıp yerleştirdik.O günde öylece geçip gitti ve ben ertesi gün ilk iş Müdürümle tanışmak için görev yapacağım okula gittim.Bir hafta sonra seminerler başlayacaktı,üç hafta sonra da okullar açılacaktı.Günler hızla geçti ve ben çiçeği burnunda bir öğretmenin yüreğinde taşıdığı coşkulu heyecanla girdim ilk dersime,Allah’ım utandırma diye dualar ederek içimden.

Utandırmadı da çok şükür,öğrencilerimi ve öğretmen arkadaşlarımı çok sevdim.Onlar da beni sevdi,günler geceleri kovaladı ve Diyarbakır’a yerleşmemin üzerinden tam 37 gün geçtikten ve hayat kendi içinde bir rutin tutturmuş giderken böylece durup beklememin bana hiç bir faydası olmadığı kanaatine vardım.Ne yapacağımı,nasıl yapacağımı hiç bilmiyordum.Daha önce defalarca yaptığım gibi Şahinin ailesinin veya Selda’nın kapısının önünde yatmayacaktım bu sefer kendimi yılışık ve zavallı gibi göstermeyecektim. Amacım Şahinin veya ailesinin bana acıması değildi,amacım Şahinin benim değişimimi görüp bana tekrar güvenmesi ve Oda aşıksa bana hala yaşayamadıklarımızı yaşamaktı.Ben ne yapacağımı düşünürken Rabbim bunu tek başıma beceremeyeceğimi bildiğinden bana tam da ihtiyaç duyduğum yardım elini uzattı.Size daha öncede bahsettiğim dünya tatlısı ev sahiplerim  İlhan amcayla Ayşe teyze beni bir akrabalarının düğününe davet etti ve ben o düğüne katılma kararımla kendim için çok doğru bir şey yapmıştım.

Ayşe teyzenin akrabalarının düğününün yapılacağı yere yaklaştıkça kalbimin atışı hızlanmaya başlamıştı,tanıyordum ben bu yerleri,bu yolları.Bildik,ezberledik sokaklardan geçiyorduk.Ben buraya defalarca gelmiştim.Burası Şahinin evine çok yakındı.Belki düğüne Şahin ve ailesi de davetliydi.Heyecandan boğazım kupkuru olmuştu,sesim o kadar az çıkıyordu ki Ayşe teyze sorduğu sorulara cevap vermediğimi zannettiği için oturduğu ön koltuktan dönüp dönüp beni kontrol ediyordu.

-Nasıl beğendin mi benim köyümü kızım ?-

Çok beğendim-   diye geçiştirdim onu,benim Diyarbakır’a yerleşme sebebim burada doğmuş,büyümüş belki de seninde tanıdığın biri diyemedim.Belki gereksizdi aslında Ayşe teyze kesinlikle Şahini ve ailesini tanıyordur,çünkü ihtiyaç sahiplerine yaptıkları yardımlarla,okuttukları çocuklarla,düzenledikleri toplu sünnet merasimleri ve de düğünlerle Onu ve ailesini tanımayan yoktu bulundukları bölgede.Biz Doğu insanlarını kitaplar ve filmlerde çok yanlış tanımışız.Halka zulmeden ağalar,aşiret reisleri falan yok burada yada en azından Şahinin çevresinde,ailesinde yok böyle insanlar. Şahin henüz kendide bir üniversite öğrencisiyken ailesinin gönderdiği paranın birazıyla maddi durumu iyi olmayan iki arkadaşının okul ve yurt masraflarına yardım ediyordu.Evi zaten ihtiyaç duyan herkese açıktı,paraya sıkışan hemen Onun yanına koşardı.Çoğu borç diye aldığı parayı geri bile getirmezdi,Şahin dert etmezdi ben sinir olurdum iyi niyetinin suistimal edilişine,o güler geçerdi.Ben Allah rızası için veriyorum Gülşah,geri gelir gelmez umurumda değil derdi. Ahh ben onu saatlerce anlatsam,sayfalarca yazsam anlatamam.O başkaydı.O benim için bir sevgiliden fazlasıydı.Sadece benim için de değil,Onu tanıyan herkes için bir arkadaş,bir dost bir ağabeyden fazlasıydı.O güçlü fikirleri olan,inandığı doğrular için bedel ödeyen ve bundan zerre gocunmayan,merhametli,iyi yürekli,çalışkan ve kesinlikle dürüst biriydi. Yalan söylemeyi,gölgeler ardına gizlenmeyi bilmiyordu.Entrikalarla,gizli dolaplarla işi yoktu.Netti,neyse oydu. Ahh bir de yakışıklıydı ki yürüdüğü sokakta o geçerken ona dönüp bakmayan yoktu.Çok kıskanır,hep kısıtlamaya çalışırdım.Arkadaşlarımın hiç birini Onla tanıştırmak istemezdim.Kendi arkadaşlarından,lideri olduğu grubun kızlarından,spor salonundaki hatunlardan kısacası dişi sinekten bile kıskanırdım.Yanımdayken bile özler,her gece uyumadan önce saatleri harcardım telefonda.İçimde bir yer biliyordu belki de ona doyamayacağımı. Ben Allah’ın yarattığı en şanslı ve aynı zamanda en şanssız kadınım. Rabbim benim karşıma öyle birini çıkardı ki aşkı iliklerime kadar yaşattı,filmlerde izlediğimden hayal ettiğimden bile daha güzeldi onla geçen her günüm,fakat acısı da çok büyük.Geçmiyor,geçmeyecek.

Beni kendi içime doğru çıktığım derin yolculuktan Ayşe teyzenin sesi döndürdü.

-Geldik yavrum-dedi,bendeki dalgınlığı fark etmiş ama anlamlandıramamış olacak ki bir kaç kez hasta mıyım,midem mi bulandı,karnım mı acıktı diye sordu.

Çok iyiyim Ayşe teyzecim- dedim aslında sorguladığı tüm durumların hepsini birden bünyemde hissettiğimi gizleyerek.

O her ayrıntısını ezbere bildiğim sokaktaki evlerden birinde durdurdu arabayı İlhan amca,kapıyı açtım açmasına da yere basamıyordu ki ayaklarım.Resmen titriyordum,güçlendim sanıyordum yanılmışım.Titrek bacaklarımın bünyemi taşıyacağından duyduğum şüphe yüzünden Ayşe teyzenin koluna girdim.İkimiz böyle yan yana yürürken ana-kıza benziyorduk.O an annemi anımsadım,burnumun diğeri sızladı.Keşke bana ihtiyaç duyduğum desteği verseydi de şimdi Onunla kol kola yürüyor olsaydık bu sokakta.O yarı deli olmuş kızına ağlarken ben ondan kilometrelerce uzakta,sevdiğim adamın şehrinde henüz çok yeni tanıdığım bir kadının kolunda hiç tanımadığım insanların düğününe gidiyordum,durumumun saçmalığı güldürdü beni.Hayat sen ne garipsin.

İnanılmaz yüksek sesle çalan müzik ve kendilerini müziğin coşkusuna bırakmış çılgınlar gibi halay çeken insanların arasından oturacağımız yere geçtik.Gözlerim tek bir noktayı kaçırmadan etrafı taramaya başladı.Şahini yada ailesinden birini görebilmek için köşe bucak her noktaya bakıyordum.Maalesef tanıdık bir yüze rastlayamadım.Ayşe teyzenin akrabaları birer birer masamıza geliyor,bizi selamlıyor.Benle tanışıyor,beni öpüyor,bana sarılıyor ve tüm bunlar olurken ben ruhu gezintiye çıkmış boş bir beden gibi suratıma yapıştırdığım anlamsız gülümsemeyle aslında orada olmadığımı gizlemeye çalışıyordum.Bu öpüş,sarılış faslı benim gibi yıllardır asosyal yaşamış biri için fazla gelmeye başladı.Biraz nefes almaya ihtiyaç duyuyordum çünkü burada kişisel alan kavramı git gide küçülmeye başlamıştı.İnsanların cana yakın tavrı çok hoştu ama ortam benim için zorlayıcı olmaya başlamıştı.Nefes almaya ihtiyacım vardı,Ayşe teyzenin kulağına biraz dolaşacağımı fısıldayıp cevap vermesini bile beklemeden uzaklaştım düğünün yapıldığı alandan.

Ayaklarım benden bağımsız hedefe kilitlenmiş yürüyordu.Düğün alanından ayrılalı henüz 20 dakika olmamıştı ki kendimi o çok tanıdık evin önünde buldum.O eve ilk gelişimi ve sonrasındaki ziyaretlerimi,kapısında göz yaşları içinde bekleyişlerimi hatırladım.Göz yaşlarım ben farkında olmadan usul usul bakmaya başladı.Kapıyı çalmak,Diyarbakır’a temelli gelişimi anlatmak,değişimimi göstermek ve Şahinden bir haber almak istiyordum.Fakat Şahinin ailesinin beni istemediklerini biliyordum,haklılardı Babam onları kovmaktan beter etmişti.Bende sessizce babamın onları aşağılamasını izlemiştim.Evimize geldikten çok kısa bir süre sonra kovulurcasına ayrılmışlardı.Sonra onlarda tıpkı Şahin gibi sırt çevirmişlerdi bana.

Bilmem kaç dakika o evin önünde durdum ve bilmem ne kadar çok ağladıktan sonra düğün yerine gitmek için geri döndüm.Başım önümde,derin düşünceler içinde usul usul yürürken tanıdık bir sesle irkildim.Sesin geldiği yöne çevirince kafamı karnı burnunda Seldayla göz göze geldim.Yanında hiç tanımadığım bir kadınla birlikte bana doğru yürüyorlardı.O an şaşkınlıktan ne yapacağımı bilemedim,Selda senelerdir çocuk sahibi olmaya çalıştığını daha ilk görüşmemizde anlatmıştı bana.Doğmamış bebeğine duyduğu özlemi dinlemiştim uzun uzun.Hatta çocuğu olmadığı için eşinin ailesinin saçma sapan tavırlarına muhatap oluşuna üzülmüştüm Onunla beraber.Onu böyle karnı burnunda görmek,hayaline kavuşmasına çok az kaldığını görmek beni çok duygulandırdı,koştum sarıldım sanki senelerdir görmediğim ablama sarılıyormuşum gibi. Ben ağladım,hormonların verdiği coşkuyla sanırım Oda ağladı.Aslında son görüşmemizde kırmıştı kalbimi,kırgındım ona. -Gelme Gülşah artık Diyarbakır’a,Şahin istemiyor seni.Şahinin nerede olduğunu da biz bilmiyoruz.Ne olur kendini daha fazla küçük düşürme- demişti ve beni evlerinden kovmaktan beter etmişlerdi Ahmet’le birlikte.Aslında o zamanda anlıyordum Onu,gerçekten de Şahin benle olmak istemedikten sonra Selda ile Ahmet ne yapabilirlerdi ki? O an kırılan kalbim ve ezilen kadınlık gururum beni onlara düşman etmişti ama şimdi karşımda böyle ete kemiğe bürünmüş iki canlı olarak duruyordu,geçmişti öfkem,kırgınlığım.Gülümsedim Seldaya ve sarıldım bir kez daha.

Ayak üstü kısaca anlattım ona Diyarbakır’a temelli gelişimi.

-Böyle ayak üstü,hızlı hızlı olmaz.Madem artık buralısın bize gelsene yarın kahvaltıya nasıl olsa hafta sonu. Okulun yok,hem Ahmet de olmayacak evde.Uzun uzun konuşuruz- dedi. Teklifini sevinerek kabul ettim,ona yaşadıklarımı anlatmak yaşadıklarını dinlemek ve Şahinden bir haber almak istiyordum.

Düğün bitti ve biz eve dönüş için arabaya bindik,fakat cin göz Ayşe teyze ya bir şeyler görmüş yada hissetmiş olacak ki beni kurcalamaya başladı. Seldayla konuştuğumuzu görse açık açık sorardı,muhtemelen ortadan o kadar uzun süre yok olmamı garipsemişti.

Hiç sormadık kızım,Sen daha önce gelmiş miydin Diyarbakır’a?

Şimdi hikayemi anlatmak istemiyordum,Ayşe teyze çok tatlı bir insandı ama muhtemelen aşkı hiç tatmamış milyonlarca kadından biriydi.17 yaşında evlendiği kocasını bile düğünlerinden bir hafta önce görmüş ve kocasıyla gerdekte tanışan annesine göre kendini  şanslı hissediyordu.

Yok ilk kez geliyorum Ayşe teyzecim- diye yalan uydurdum.Şimdi bir an önce eve gidip uyumak ve gecenin sabaha ulaşışına tanık olmadığım nadir gecelerden birini yaşamak istiyordum.

Eve ulaştığımızda Ayşe teyzeye bu gece için çok teşekkür edip çay teklifini kibarca reddettim.Bu gece gerçekten benim için çok önemliydi,yarın her ne olursa olsun bu geceden sonra Şahinin artık varlığımdan haberi olacağı kesindi.

Yarın hakkında bir sürü senaryo yazarak uyuyakalmışım ve bilinç altımın benim için tasarladığı güzel süprizle gece yine Şahini gördüm rüyamda.

DEVAM EDECEK.

Bunlar da hoşunuza gidebilir...