Başlığı Sen Koy

Bir süre önce size harika bir aşk hikayesini paylaşacağımı duyurmuştum,ama hikayeyle ilgili kafama yatmayan şeyler daha doğrusu abartı olabileceğini düşündüğüm kısımlar vardı.O yüzden hikaye sahibiyle daha ayrıntılı mailleştik ve paylaşmak ancak bugüne nasip oldu.Hadi hazırsanız içinize umut tohumu ekecek,aşka tekrardan inanmanızı sağlayacak,türk filmlerine bile taş çıkartan bir aşk hikayesi anlatacağım size….

Gerçek İstanbulluların varoşlar diye nitelendirdiği İstanbulun az gelişmiş semtlerinden birinde açmışım gözlerimi dünyaya,ebeveynlerim tüm diğer komşularımız gibi Anadoludan daha fazla para kazanmak için göçüp gelmiş  ama kültürlerini,yaşam şekillerini aynen taşımışlar yün yorgan,yataklarının yanında.Ailem tüm az gelişmiş aile modellerinde sıklıkla rastladığımız gibi erkek evlat sahibi olmanın tarifsiz mutluluğunu bir kez daha yaşayabilmek için abimden bir yıl sonra beni dünyaya getirmiş ama oda ne,ben kız doğmuşum ve önüne eğmişim annemin başını babamın karşısında.Babamın başı ise  aile,eş dost ve akraba karşısında eğikmiş…Benden bir yıl sonra kız kardeşim ve ondan iki yıl sonra en küçük erkek kardeşim peş peşe doğmuşuz.Babam sonunda erkekleri çiftlemenin mutluluğuyla tamam demiş çocuk faslına,annemse iki hizmetçi doğurmuş olmanın rahatına varmalı tabi kızları büyüyüp olgunlaştıkça.O sebeple okul,mokul hak getire bize ki abim bile okuyamadıysa o üstün zekasına rağmen ben kimdim ki okuyacaktım anne babama göre…

Böylelikle başlamış oldu orta okul sonrası annemin hizmetine girişim,ama sağ olsun öğretmenlerimden biri yalvar yakar razı etti bizimkileri en azından lise okumam konusunda.Hiç hatırlamak istemediğim lise hayatım ailemin baskıları ve ders çalışarak ne bok olacağım telkinleri eşliğinde hızlıca geçiverdi ve tabi ki babam ilk senemde kazandığım psikoloji bölümüne girmeme izin vermedi,neyle okuyacaktım babam para mı sıçıyordu ? Okumadım liseden sonra evde oturdum sanmayın dışardan muhasebe bitirdim ve beni okutmamak için kırk dereden su getiren babam çalışabilecek konuma geldiğimde sanırım para tatlı gelmiş olacak ki izin verdi çalışmama,hem abim askerden gelmişti,kız alacaklardı para lazımdı,çalış tabi kızımdı yani durum anlayacağınız.Bu arada kız kardeşim okumadı,ne onun hevesi vardı ne babamın gönlü ve gitti evlendi.Anneme göre iyi bir evlilikti,neticede damat tarafının parası vardı ve kızı kaynana yanı bile olsa kendi evinde oturacak,kiracılık derdi görmeyecekti,kocasını sevmiyor beğenmiyor oluşu da dert değildi tabi,eskiden kızlar kocalarını beğenip de mi giderdi ? Hele bir çocuğu alsın eline zamanla severdi ama sevemedi,hala da sevemediği kocasının yatağını paylaşıyor tıpkı annemin kaderini paylaştığı gibi.

Ben paylaşmadım ama anne babamın bana direttiği kaderi yaşamadım,bu benim kendimi var ediş ve gerçek aşkı buluşumun hikayesi…Bu türkiyede kadın doğmanın,kadın olmanın zorlu hikayesi…

Nerde kalmıştık ? Bankaya girişimin ilk aylarında dikkatini çekmeye başladım iş arkadaşlarımın,çalıştığımı babama verdiğim için üstüm başım Pazar malı ucuz kıyafetlerimden oluşsa da güzeldim,hem de her gün sabah kuaföre gidip fön çektiren ve çeşit çeşit giyinen tüm iş arkadaşlarımdan daha güzeldim,bunu ben değil zamanla kendileri söyler oldu bana.Hee güzelliğim ödülüm mü lanetim mi bu yaşıma geldim hala bilemedim…Sahi türkiyede güzel kadın olmak iyi bir şey olsa bazı yörelerde YOSMA derler miydi güzelliği anlatmak için.

Çalışmaya başlayışımın dördüncü ayında evlilik teklifi aldım zengin müşterilerimizden birinden,kalbimi zerre kımıldatmayan ama mantığıma son derece uygun geliyordu teklifi.Konuyu aileme açtığımda gayet makul karşıladılar bonkör damat adayının teklifini.Onlara göre bulunmaz hint kumaşıydı böylesi insanın ömründe bir kere ancak karşısına çıkabilecek.Kocamın ailesinin beni ve ailemi beğenmediği belliydi ama oğullarının hatırına susuyorlardı. Çok kısa sürede evlendik ,sınıf atlamıştım bende evliliğim sayesinde. Eğitim ve gelir düzeyleri benim aileme göre çok yüksekti. Kocam bana aşıktı daha doğrusu o güzelliğe müptela bir ana kuzusuydu. Kaynanamsa her halta burnunu sokan her şeyi kendinin daha iyi bildiğini iddia eden bir narsist. Soy ismini taşıyan bir kızın bankacı olarak çalışıyor olması utandırıyordu onu ama benim umurumda bile değildi. Hayatım boyunca kendi ayaklarım üzerinde durmayı hayal etmişim ben başlarım sizin soy isminize de size de diyemedim tabi ama işi de bırakmadım. Zamanla gören göz güzelliğe alıştı,kocam derinliği olmayan ve derinlemesine sevemeyen sığ bir adamdı diyorum ya o güzelliğe müptela bir ahmaktı.Onunla aynı yatağı paylaşıyor olsak da kesinlikle aynı hayatı paylaşamıyorduk. İçimde ona karşı ne sevgi,ne merhamet vardı,arkadaşlık bağımız da yoktu.Mesela biz hiç çocukluğumuzu anlatmadık birbirimize ki anlatsak bile o anlayamaz benim neler çektiğimi.Çünkü kocam pamuklara bezenip büyütülürken ben pipisiz doğduğum için ailem için hiçbir zaman abim kadar değerli olamamıştım.İki seneyi zor geçirdik birbirimizde ona tahammül edemiyordum,bakışı,gülüşü,sırtını devirip uyuyuşu,horlaması,en ufacık sorunda karı gibi zırlaması sinirime dokunuyordu.Sevmiyordum Onu ve bu eziyeti kendime daha fazla çektirmeyecektim.Ayrılmak istediğimi söylediğimde kocamdan olumlu bir yanıt alacağımdan zerre şüpem yoktu ki beni hiç yanıltmadı.Anlaşmalı boşanacaksak olur nafaka mafaka vermem ben sana dedi,bu kaynanamın lafıydı biliyorum,yoksa benim piyon kocam böyle cümleler kurmayı akıl edemezdi.

Ayrıldık ve asıl hikayem başladı böylece.Ayrılık kararım ailemin üzerine bomba gibi düşmüştü,annemin babamın yaşlılıkları için garanti gördükleri zengin kocalı kızları şimdi bir duldu,dul olmak bizim gibi gelişmekte olan ülkelerde kara bir leke gibiydi ve ben aileme hiç sormadan,danışmadan ve NAFAKA almadan nasıl boşanırdım ? Kimdim ki ben anne babama sormadan bu kararı almıştım ? Nasıl bu kadar asi olabilirdim,beni doğuracağına keşke ölseymiş annem,babamsa hakkını helal etmiyormuş bana,benim de benim gibi asi,hayırsız,şerefsiz çocuklarım olsunmuş tabi beni bu halde bir alan daha olursa ? İkinci büyük kavga sebebimiz ise benim boşandıktan sonra Anne- baba evine dönmek istemiyor oluşumdu.Ne demek ayrı evde yaşamak istiyorum ? Ayrı evde ne bok işim vardı ? Canım dayak mı istiyordu ? Abimin elini kana mı bulaştıracaktım ? Hem ayrı evi bir dul karı niye isterdi ? Rahat rahat orospuluk yapmak için mi ? Allah benim belamı verseydi de anne- babam biraz rahat etseydi,en azından öldü der bir iki gün ağlar sonra rahat ederlerdi ? Ama şimdi yaşıyordum ve varlığım onlara hepten dertti.Ayrı ev mayrı ev yoktu,çalımıma başlatmayayım yoksa kırılacaktı ağzım gözüm ? Sanki az kırılmıştı bu zaman kadar…Şiddetle reddettim o eve geri dönmeyi,yapamazdım artık olmazdı.Ne ipe sapa gelmez hayatı boyunca hiç çalışmamış abime,ne her daim sinirli babama,ne istedikleri olmadığında küsen trip atan hasta numarası yapan anneme tahammülüm yoktu artık.Ki istediğim çok insancıl bir şeydi.Kendi evim,yuvam olsun istiyordum,hayatım boyunca bari bir kez yanımda olsunlar istiyordum.Bir kerecik yaralarımı sarsınlar,bir kerecik benim isteklerime saygı duysunlar var olma çabama destek olsunlar istemiştim.Olmadılar ama ve yine cezalandırıldım.Bu sefer ki en büyüğüydü.Evlatlıktan reddedildim ebeveynlerim tarafından.Sırf boşandıktan sonra kendime ait bir evim olsun istediğim için,sırf hayatımda ilk kez kendi isteğimi onlarınkinin önüne koyduğum için.Ağır değil miydi bu kadarı ? Hani severdi her anne- baba evladını ? Sevmiyordu işte benimkiler beni.İnsan bir kerecik düşünmez mi evladını,bir kerecik izin vermez mi kendisi olmasına ? Niye bu müdahale,neden bu hiçe saymak ? Ben kaç yaşında kadınım çok normal değil mi yalnız yaşamak isteyişim.

İsterdim ki aileme yanımda olsun,aynı evde olmasak bile bir telefon uzağımda olsun.Olmadı işte.Sırf baba evine dönmek istemeyişim beni sonsuza kadar sildirdi anne-babamın evlat hanesinden, hoş o hanede hiçbir zaman pipisi olan abim ve erkek kardeşim kadar değerli olamamıştım ama yine de hep içimde umut taşımıştım bir gün elbet sevileceğime dair.Olmadı ama ben bu coğrafyada yaşayan bir çok hemcinsimle aynı kaderi paylaşan aile de yeri her zaman erkek çocuğundan sonra olan bir kız çocuğuydum ve şimdi yapayalnız bir kadın.Bu terkedilmişlik beni yıldırmadı ama madem sırf kendim olmak istediğim için beni bu kadar ağır cezalandıracaklar bende asla geri adım atmayacağım.Madem kendim olmak isteyişimin bedeli ailemin evlatlıktan reddetmesi bende onları anne-babalıktan reddediyorum o halde.Artık dünyada yapayalnızım…

İlk iş küçük bir ev aradım kendime,site içindeki evler çok pahalıydı,site  içinde olmayanlarsa güvenlik nedeniyle içime sinmiyordu.Ne vardı sanki bana sırt çevireceklerine yanımda olsaydılar da bende aileme yakın bir ev tutsaydım ve her korktuğumda çağırabilseydim onları,dertleşebilseydim annemle bir kerecik de olsa eleştirilmeden.Sürekli hatalı bulunmadan ( anne-babama göre benim yaptığım her şey başlı başına hataydı,dünyaya bile hatalı gelmişim pipim olmadığı için ).

Bankadan bir arkadaşımın vasıtasıyla güvenilir bir mahalleden küçük bir ev tuttuk,sağ olsun bana çok yardımı dokundu arkadaşımın ama oda tipik türk erkeği mantığıyla beni arada yatağa atılacak bir kara dul olarak görüyordu,bu hayvansı düşünceyle o kadar sık karşılaştım ki anlatamam.Türkiyede kadın olmak zor diyorlar ya siz bir de dul kadın olmanın zorluğunu görün.(Bu kısımları hızlı hızlı geçiyorum çünkü sizi detaylara boğmak ve sıkmak istemiyorum.Türkiyede dul olmak yazıp okuyun googledan ne demek istediğimi daha iyi anlarsınız o zaman.)

En son daha fazla kira ödeme bahasına güvenliği olan bir siteden küçük bir ev kiraladım,kutu gibi derler ya işte aynen öyle.İçini ucuz ama güzel azıcık eşyayla doldurdum,bunu ne baba evinde ne evlendiğimde yapamamıştım.Baba evinde giyeceklerimi bile ailem seçerdi evlendiğimde ise kayınvalidem ona ve çevresine yakışır şekilde giyinmemi isterdi.Anlayacağınız ben hayatım boyunca hep başkalarının istediklerini yapmak,onların istediği şekilde davranmak zorunda kaldım taa ki bu zamana kadar,artık tam anlamıyla özgürdüm.Kazandığım üç kuruşta olsa benimdi,evim küçücükte olsa bana ait,giydiklerim benim zevkime göreydi ve nasıl davranacağımı da ben belirliyordum ailem,kaynanam yada toplum baskısı değil…

Ailemin bana sırt çevirişine,arkadaşlarımın artık dul olduğum için kocalarını kıskanıp benle görüşmek istemeyişine,aldığım azıcık maaşla hayata tutunmaya çalışışıma rağmen güzeldi hayat,güzeldi kendi istediğin gibi yaşamak,güzeldi kendini var edip o varoluşta kaybolmak ve yeniden bulmak…..Her şeye rağmen ilk kez yaşadığımı hissediyordum ve bu bana daha önce hiç tatmadığım bir güç veriyordu…

Zamanla sadece benden oluşan mini ailemin ekonomisini düzene koydum,kendimi işime,okumaya ve spora verdim.Akşamları sitenin içinde yürüyordum,akşam yemeğinden sonra kendime çay demleyip kitap okuyarak günümü bitiriyordum.Arada ailemi özlüyordum,seslerini duymak istiyordum,ağlıyordum…Kendim olmanın bedeli ailemi kaybetmekmiş demek ki…Biliyorum bir gün beni anlayacak ve belki de bana adım atacaklar,aslında bilmiyorum öyle umut ediyorum…

Güzellik kendinde olmayanın hayali,sahip olanınsa belası gibi bir şey.Daha önce söylemiş miydim bilmiyorum ama sırf güzel olduğum için abimden habire dayak yiyerek geçti ergenliğim.Atarlı ergenin arkadaşları aşık olurdu bana abimse aşklarına karşılık vermediğim halde hırsından döverdi beni,pasif kocam güzel olduğum için müptelaydı bana sırf o sebepten merak etmedi hiç içimi,şimdi de dul ve güzel bir kadın olarak çevremdeki tüm erkeklerin bakışları üzerimde yaşamaya çalışıyorum.Bazen diyorum ki keşke çirkin bir kadın olsaydım o zaman daha kolay olurdu yaşama direnişim.

Onu tanıyıncaya dek erkeklerin sadece ve sadece dış görünüşüm için bana yaklaştığını zannederdim,Onu tanıdıktan sonra bildiğim her doğru ve yanlış değişti.O benim hayata dair bildiğim ne varsa yok etti,yerine yenilerini ve çok daha güzellerini yerleştirdi.Aşkın el kadar yüz güzelliğinden yada tensel hazdan ibaret olmadığını öğretti.Seven erkeğin neler yapabileceğini  ve nelerden vazgeçebileceğini gösterdi.O bana erkekliğin bağırıp çağırmaktan,dövüp sövmekten ibaret olmadığını gösterdi.

Sıkıcı hayat hikayemi geçip başıma gelen en güzel şey olan AŞKIMI anlatacağım artık size.

Bir akşam yine sitenin içinde yürüyordum,kulağımda kulaklığım hafif tempoda biraz da dalgındım.Birden bir el dokundu koluma ve kulaklığımı çıkartmamla arkama dönmem bir oldu.Korkmuştum ve irkilişim bunu kanıtlarcasınaydı.Elin sahibi gülümsüyordu irkilişim belli ki ona komik gelmişti.Ülkemiz kadınlarının sürekli taciz edildiğini düşünürsek bu koluma izinsiz dokunan ve korkup irkilmemi komik bulan adama bağırıp çağırmak istiyordum ve bu çok normaldi ki ben de tam bunu yapmak için hazırlanırken bir an dondum.Hani filmlerde sahne donar ve kadın öylece kalır ya aynen öyle donakaldım bende.Söyleyeceklerim uçup gitti aklımdan,yüzüme tıpkı onunkine benzer bir gülümseme yerleşti ama bu herife koluam dokunduğu için de bir ders vermem en azından sen kim oluyorsun da dokunuyorsun bana minvalinde bir zılgıt çekmem gerekiyordu,öyle ya bu toplumda kadınlar asla bir erkeği çok beğenmiş bile olsalar ona yumuşak davranmamalıydı yani en azından benim büyüdüğüm aile ortamında hoş karşılanmazdı.Tüm bunlar aklımdan hızla geçerken suratıma yayılmış gülümsememi toparlamam gerektiğini düşünüp yalandan kaşlarımı çattım.Karşımdaki insan üstü varlığa bakabildiğim kadar sinirle baktım ve lafı yapıştırdım

– Ne hakla dokunuyorsun sen bana be- dedim en sinirli ses tonumla.Dış sesim bunu söylerken iç sesim adamın kusursuz yüz hatlarına maşallah okuyordu.

-Kusura bakmayın sizi korkuttum ama arkanızdan seslendim duymadınız- dedi gülümsemeye devam ederek.

Bu adam karşımda böyle gülümsemeye birkaç dakika daha devam ederse ben kalpten giderdim orası kesindi ve kalpten gitmek için henüz çok gençtim daha yaşayamadığım tonla şey  vardı,aşık olmak gibi…

Kendime izin versem hemen oracıkta O adama aşık olabilirdim hoş izin vermesem de olabilirdim,hatta olmuş bile olabilirdim.Tüm bunlar kafamdan hızla geçerken yüzümde keşife çıkmış bakışlara sabitledim bakışlarımı.

-Neden seslendiniz- dedim sesim ne kadar da yumuşak çıkmıştı,şaşırdım.

-Telefonunuzu düşürdünüz ve fark etmediniz,o yüzden seslendim duymayıncada arkanızdan geldim birkaç kere daha seslendim ve o sıra kulaklığınızı fark edip sizi durdurmak için kolunuza dokundum ama bu kadar korkutacağımı ve azarlanacağımı bilsem valla yapmazdım – diyerek bir kahkaha patlattı.

Onun kahkahası bana bulaştı ve kendimi hiç tanımadığım bu adama – eee bu ülkede kadın olmak ve kadın olarak hayatta kalmak her geçen gün daha da zorlaşıyor,insan kendini sürekli korumak zorunda kalıyor – dedim bunu neden söylediğime şaşırarak.Adam alt tarafı düşen telefonumu getirmişti bana da teşekkür edip almak  hadi en fazla bağırdığım için bir de kusura bakmayın demek düşerdi bense durmuş adama ülke kadınlarının yaşadığı zorlukları anlatıyordum.Acaba adamla muhabbet etmek için fırsat mı kolluyordum ?

-Haklısınız ,zor bu topraklarda kadın olmak –dedi,hüzünlenmiş miydi bana mı öyle geldi bilemedim.Ama bildiğim tek bir şey var ki o günden sonra hayatım bir daha asla eskisi gibi olmayacağıydı

DEVAM EDECEK……

Bunlar da hoşunuza gidebilir...