Anneliğe Hazır mısın ?

Yaratıcının bağrından kopup gelirken,okyanusun içinde bir damlayken çok mutluyuz aslında,sonra bir damla olarak bir bedene geldiğimizde bir travma yaşıyor olmalıyız,bu travma bize,bilinçaltımıza korkular getiriyor ve ilk ayrılık acımızı bir bedene girerken yaşıyoruz,değer duygumuzu kaybediyoruz orada her şey mükemmeldi acaba yaratıcı beni sevmediği için mi buraya gönderdi diye düşünüyoruz ve bilinçaltına ilk korkular böyle ekiliyor diyor ilişki uzmanı ve yaşam koçu sevgili Seda Diker.

Bir çok kişiye yabancı ve hatta belkide saçma gelen bu söyleme ben yürekten inanıyorum.Mesleğim gereği her gün onlarca anne bebek ilişkisine şahit oluyorum.Üniversite de aldığım psikoloji dersleri ve okuduğum onca kitabın da etkisiyle yaptığım gözlemlerimde haklı çıkıyorum bazen .Bir bayan geliyor gebelik testi yaptırmak istiyor yüzü çok gergin bu bebeği istemiyor.Sonuç pozitif çıkıyor,söylüyorum sevinmiyor,bir de kan da bakalım diyorum sonuç yine pozitif çıkıyor,inanmak istemiyor,jinekoloğa yönlendiriyorum bir kaç hafta sonra elinde ultrason sonucuyla geliyor,kaçış yok kese görüntülenmiş evet gebe.İstemese de inancı gereği yada eşi doğurmasını istediği için gebeliğe devam ediyor.Üzülüyorum o bebeğe sanki dünyaya gelmek onun seçimiymiş gibi,varlığından mutlu olmayan bir annenin içinde büyümeye başlıyor.İstenmeyen bir gebelik çoğu kez çok zor geçiyor,bu kadınların diğerlerinden daha çok bulantısı,halsizliği oluyor.Üstüne bir de doğurması için baskı yapan ama iş destek olmaya geldi mi ortalıkta görünmeyen bir eşi varsa,kadın psikolojik olarak çok yıpranıyor.Gel zaman git zaman bebek doğuyor.Muhtemelen ona özel hiç bir hazırlık yapılmıyor,büyük kardeşlerinin eskileriyle merhaba diyor yaşama.(Yanlış anlaşılmak istemem,bu ülke insanlarının ekonomik şartlarını biliyorum elbette ki her bebek için özellikle evde varken tekrar tekrar eşyalar almak mantıksız.Kastettiğim onlarca şey değil o bebek için özel belki bir kaç parça.) Neyse bebeğimiz doğuyor ve muhtemelen çok gazlı bir bebek oluyor,istisnalar olmakla birlikte stresli gebelikler sonucu doğan bebişler çoğunlukla gaz sancısı yaşıyor yada kolik nöbetleri.Stresten ve gebelik boyunca iyi beslenememekten annenin sütü kesiliyor bebek bir de anne sütü alamamaya başlıyor.Bu başlangıç hayat boyu devam ediyor,sen hatırlamasan bile bilinçaltı hatırlıyor dünyaya geliş maceranı,anne -bebek iletişiminizi.Sen hep seni istemeyen kişilere aşık oluyorsun ve de belki baban gibi ilgisiz,baskıcı adamlara ilgi duyuyorsun.

   Bir de şunu düşünün bir kadın geliyor,gebe kalmayı istediğini öncesinde neler yapması gerektiğini soruyor.Anlatıyorum tek tek,heyecanla dinliyor,eşinin yapması gerekenleri de soruyor unutmamak için not alıyor.Allah nasip ederse bir kaç ay sonra teste geliyor sonuç pozitif çıkıyor,eşiyle birlikte havalara uçuyor,gözleri doluyor bana bile sarılıyor.Tüm izlem ve kontrollerine düzenli geliyor,bir şeyleri atlamamaya çalışıyor.Maddi imkanları el verdiğince düzenli besleniyor,okuyor,araştırıyor,soruyor,yorumluyor.Kendi el emeğiyle bile olsa gücünün yettiğince bu minnacık bir işleme bile olsa bebeğine özel hazırlıklar yapıyor,kocasını babalığa,evliliğini bebeğe ve kendini anneliğe hazırlıyor.İçinde büyüyen o minicik günahsız yavruya kopup geldiği Rabbin sıcaklığını aramaması için sıcak bir yuva hazırlamaya çalışıyor.Ne kadar başarır bilmem ama bize düşen elimizden geleni yapıp neticesini Allaha bırakmak değil mi zaten ? Gebeliği çok ağır bile geçse bebek çok huysuz bile olsa yük olarak görmüyor.Bu nimete şükretmeyi biliyor,yardım istemekten kaçınmıyor.İlgili,merhametli gerçekten yürekli babaları da kutlarım burdan.Eşinin ve bebeğinin sorumluluklarını alan peygamber ahlaklı babaları.İnanın bu istenen bebekler dünya yurduna çok şanslı bir başlangıç yapmış oluyorlar,çok daha uyumlu,daha az ağlayan,bağışıklık sistemleri daha güçlü bebekler oluyorlar.Aynı yaş grubundan iki bebeğin aşıya çok farklı yaklaşmalarının sebebi ilgi ve sevgi dışında ne olabilir ki ? Evet her bebek ağlıyor ama kimi kendinden geçercesine,oratalığı yıkarcasına kimi bir kaç damla göz yaşıyla.

     Örneklemlerde ki karekterle bir derdim yok,amacım kimseyi üzmek suçlamak da değil.Lafım tecavüz sonrası baskıyla doğurtulan kadınlara hiç değil.Lafım aile planlamasına yanaşmayan ama çocuk sorumluluğunu da idrak edemeden üreyen anne babalara.Erkeği garanti altına almak için doğurmayı en önemli anahtar sayan,sonra bakıcı ablalar elinde büyüyen bebeklerin biyolojik annelerine.(çalıştığı için bebeğini bakıcıyla bırakmak zorunda olan anneler alınmasın lütfen,Allah nasip ederse bende çalışan bir anne olucam )Her bebek,kendi fikri sorulmadan geldiği bu dünyada,en güzel şekilde karşılanma hakkına sahip.Gelin anne,babalığa hazırlanalım,elimizden geldiğince önce kendi problemlerimizi çözmeye çalışalım.Anne baba rolünden önce geçmiş de kalan ama acısı hala geçmemiş yaralarımızı saralım.Çünkü aynı genetik özelliklerimiz gibi bilinçaltı korkularımızda gelecek kuşaklara aktarılıyor.Daha çok okuyalım.Düşünün meslek sahibi oluncaya kadar girdiğimiz onca sınavı.O sınavlara hazırlanırken döktüğümüz alın terlerini.Meslek sahibi olmak kadar hatta belki çok daha önemli bence bir insanı yetiştirmek.(Annelik okulları olsa keşke belki var da benim haberim yok.) Benim söylemek istediklerim bunlar,eklemek istediğiniz bir şey olursa yorum bırakmayı unutmayın lütfen,Rabbim hepimize en doğru zaman da hayırlı anne-baba olabileceğimiz hayırlı sağlıklı evlatlar nasip etsin inşallah,hoşçakalın.

Bunlar da hoşunuza gidebilir...