ALDATILDIM

Ne Olacak Halim
Sen bu satırları okurken ben cok uzaklarda olacağım.
Böyle başlardı bütün bildiğimiz mektuplar,
Biliyormusun? Bu ikimizin hikayesi,
Şu anda nerdesin, ne yapmaktasın;
Bildiğim yerlerdemisin yoksa hiç görmediğim bir evin penceresinde mi,
Sevdiklerin özlemi sardımı nicedir kalbini,
Pişman mısın başlamadıkların için, iç cekiyorsundur şimdi
Düşünüpte yazmadığın yazıpta yollamadığın mektupları saklıyormusun hala,
Kafanda hep aynı cümle biliyorum ne olacak halim,
Ah, biriktirdiğimiz bütün hevesler nasılda hızla tükendiler.
En çok kimi özledin, en çok neyi bekledin?
Şimdi düşlediklerimin neresindesin.
Dedim ya.
Bu ikimizin hikayesi.
Islandımız bütün yağmurları, dudak kanatan kalpli sızı aşklarımızı,
Bizi buluşturan kaldırımları,
İşte bütün bunları bütün bunları yazıyorum.
Ben unutmadım diye
Hatırlıyormusun sonunu değiştirmediğimiz filmleri
Hayatın gerceğidir sandığımız kabullenilmiş yenikliği
Bir ağızdan söylediğimiz en kahraman repliği
Büyürken vazgectiklerimizi yada vazgeçittirdikleri seyleri,
Ne Olacak Halim..
Çabuk mu büyüdük dersin
Biliyorum.
NE Olacak Halim..
Sen bu satırları okurken, ben nerde olacağım kim bilir.
Neleri bırakmış olacağım birde,
Ne aşkları
Ne başlangıçları
Ne ayrılıkları tıpkı senin gibi.
Biliyormusun.
Tek sorum var kendimle şimdi

Ahhh
Ne Olacak Şimdi Halim..

İclal Aydının bu muhteşem şiirini hatırlattı bana Mervenin hikayesi…

Sitem dolu bir mesaj düştü aylar önce mailime tam da BİR ERKEĞİN İKİNCİ KADINI OLMAK ı yazarken,bu kadar masum göstermeye çalışmayın bu tarz kadınları dedi bana Merve. Sonuçta evli olduğunu bile bile bir erkeğin ikinci kadını olmayı seçen bir kadınla empati yapmaya çağırmayın insanları diye devam etti.Uzunca bir mesajlaşma sonucunda birazda benim ısrarımla oda bana hikayesini anlattı.Sevdiği adam tarafından aldatılan bir kadının hikayesini…Buyurun…

Beyaz atlı prenslerin prenseslerini öperek hayata döndürdüğü masalları okuyarak geçti çocukluğum.Annemin gürül gürül yanan sobanın arkasında saçlarımı taradığı yıllarda kararımı vermiştim daha,büyüyünce aşık olacak ve beyaz prenses elbisesiyle gelin olacaktım ben…

Onu yani eşimi tanıdığımda henüz 16 yaşındaydım daha,lise aşkıydı bizimkisi.O yıllarda cep telefonları bu kadar yaygın değildi henüz.Mektuplar yazardık birbirimize,tenefüslerde kimseye çaktırmadan ve göz göze bakamadan çarçabuk birbirimize verdiğimiz mektuplar…Hala saklarım onları başucu çekmecemin ikinci rafında.Koklaya koklaya okurum yalnız gecelerimde o mektupları.İçinde saf aşkın varlığına beni inandıran kelimeleri barındıran mektupları.O heyecanla yazdığı kargacık burgacık yazısından belli olan satırları okşarım,öper koklarım yalnız gecelerimde.

Yalnızlık koymazdı belki bu kadar yanımda olması gerekenin başka bir bedene sarılıp uyuduğunu bilmesem eğer

Yalnızlık koymazdı belki bu kadar bana söylenen güzel sözlerin şimdi başka bir kulağa fısıldandığını bilmesem eğer

Oğlum benim,canım oğlum melek oğlum…Yalnızlığımın tek ilacı,yaşamla aramdaki tek bağım…Tutunacak tek dalım…

Henüz çok küçük,hiç bir şeyin farkında değil.Günleri babasını beklemekle geçiyor.Henüz anlam veremiyor babasının bazı geceler neden evde uyumadığına.Diyemiyorum ki babanın bizden ayrı bambaşka bir yaşamı,senden başka bir çocuğu daha var….

Lise aşkıydık biz dedim ya liseyle sınırlı kalmadı hikayemiz.İki farklı şehirde üniversite kazanmamıza rağmen hiç kopmadık birbirimizden.O yıllarda cep telefonununda hayatımıza girmesiyle birlikte artık çok daha kolaydı iletişim kurmak.Bir ay ben giderdim onun şehrine diğer ay o gelirdi benim okuduğum şehire…Kavuşmalarımız ne kadar coşkuluysa,ayrılıklarımız o kadar hüzün dolu olurdu.Otogarlarda az ağlamadım gözlerim şişip küçülünceye dek.Görenler hayranlıkla bakardı aşkımıza.Sadıktık birbirimize o yıllarda.Yani kendi adıma konuşayım sadıktım ben Ona.Hayatıma giren ilk ve son erkektir eşim benim…

Sonradan öğrendiğime göre eşim yani Serdar o yıllarda da sadık değilmiş meğer bana…Neden evlendi o zaman senle diyeceksiniz belki de.Bence o benim saflığımı seviyordu,seviyor.Sen tam evlenilecek kızsın derdi bana hep.Senin ilkin olduğumu bilmek çok güzel derdi sonra.

Serdar çok yakışıklıydı,onu kaybetmekten hep korkardım.Güvenim tam olmasına rağmen onu baştan çıkaracak şeytan kızların şerrinden korkardım. Kısıtlamazdım ama hiç,korkma derdi Oda bana hep.Seni asla aldatmayacağım…

Aldatmış ama hemde defalarca.Diğerlerini önemsemiyordu belki de o yüzden dikkatle yapıyordu çapkınlığını.Ama bu sefer başka,bambaşka.Kocam başkasına aşık ben hala kocama…

Üniversiteden mezun olduğumuz yıl o askere gitti ve bana çalışmanı kesinlikle istemiyorum diyerek Onu askerden dönünceye kadar evde beklememi istediğini söyledi.Ne olacak ki dedim beklerim tabi,hem bende evde biraz dinlenmiş olurum.O süreyle kısıtlı kalmadı ama çalıştırmama isteği.Ben sana da doğacak yavrularımıza da bakarım,çalışmanı istemiyorum.Seni kıskanırım ben dedi.Tamam dedim ve senelerce emek vererek sahip olduğum mesleğimi icra etmeye başlamadan hiç en başında bırakıverdim.Bu pişmanlıklarımdan biri ama asla tek pişmanlığım değildi.

Evlendikten tam 20 ay sonra doğdu yavrumuz.Zor geçen gebeliğimden sonra asıl zorluğun lohusalık olduğunu anlamam çok kısa sürdü.Serdar ailemi sevmediğinden ve bunu gizleme gereği duymadığından yanımda kalamadı anneciğim.Yavrumla hiç bir şey bilmez bir halde  tek başıma kaldığımda henüz 16 günlük lohusaydım.O zamanlara rast gelir serdarın eve dönüşlerinin gecikmesi.Bir yandan dilini,ihtiyacını anlayamadığım yavrumu sakinleştirmeye çalışırken bir yandan kocamın birden yoğunlaşan toplantılarını düşünürdüm.

Çoğu gece serdar eve döndüğünde uyumuş oluyordum,çünkü oğlum kolik bir bebekti.Sebebini bulamadığımız ağlama krizleri vardı ve uykuları bölük pörçüktü.Bende oğlumun uyuduğu o kısacık zamanlarda dalardım uykuya bazen kanepede bazen oğlumun odasında beşiğin yanında yerde…

Bir gece sızıp kaldığım yerden her yanım tutulmuş bir halde uyandığımda odamıza bakıp serdarın yarı giyinik bir halde uyuduğunu görmem ilk ateşi düşürdü yüreğime.Kocama sokuldum yavaşça,içki kokuyordu ki buna alışıktım ben ama bu sefer içki kokusuna karışmış başka bir koku daha vardı sakallarında,ellerinde ve yüzünde.

O kadar derin uyuyordu ki varlığımı fark etmesi imkansızdı.O gece ilk defa telefonunu karıştırdım.Şimdi düşünüyorum da keşke yapmasaymışım. Bazen bazı şeyleri bilmemek daha iyiymiş,çok geç anladım.

Kocamın telefonunda bir çok mesaj vardı çoğu işle ilgiliydi.Mesajlaştığı iş arkadaşları arasında kadınlarda vardı.Mesajların içeriği işte olsa lakayt konuşma şekilleri canımı sıkmıştı.Telefonu elimden bırakıp tuvalete gittim.Uzunca bir süre ağladım.Döndüğümde serdar hala uyuyordu,yüzüne baktım serdarın masum görünüyordu.Oğlumuz babasının küçük bir kopyası gibiydi ve serdar bizim için bu saatlere kadar çalışıyordu ,ayrıca mesajların her ne kadar samimide olsa işle ilgiliydi en nihayetinde.Kocama haksızlık ediyordum beni ve oğlumuzu seviyordu O.

İşte insan kendini böyle kandırır,insan neye inanmak isterse ona inanırmış.O gece serdarın telefonunu daha fazla karıştıramadım zira görüpte üzüleceğim şeyler varsa ya ?

Kendimi mutsuz ve yalnız hissediyordum.Minicik bebeğimle hiç bir şey bilmez halde geçerken günler bebeğim bir aylık olmuştu bile.İlk aşısı için Aile sağlığı merkezine gittiğimde aşı için sıra bekleyen diğer anneleri gördüm.Çoğunun yanında eşi ve ailesi vardı.Bense yalnızdım,yapayalnız.Aşıyı yaptırıp eve döndüğümde beni o zamana kadar hiç bilmediğim bir şey bekliyormuş.Bebeğimin ateşi yükseldi ve aşı sonrası çok ağlıyordu.Hemşiremiz ateşi yükselirse ateş düşürücü verebileceğimi söylemişti.Önce emzirip sonra verecektim ateş düşürücüyü ama bebeğim emmek istemiyordu,zorlayarakda olsa biraz emzirdikten sonra ateş düşürücüyü verince biraz rahatladı oğlum ve uykuya daldı.Bebekle uğraşırken vaktin nasıl geçtiğini anlayamamışım gün çoktan akşam olmuştu.O zaman fark ettim sabahtan beri hiç bir şey yemediğimi,canım da istemiyordu üstelik.Fakat akşam yemeği için bir şeyler hazırlamam gerekiyordu.Serdarı aradım akşam için sipariş verecektim ama telefonu meşguldü,bir on dakika sonra tekrar aradım hala meşguldü sonraki yarım saat boyunca telefonu hep meşguldü.Neden sonra o aramayı akıl edebildi,çok önemli bir toplantının ortasındaydı,hayırdır ne vardı ? Neydi bu ısrarın sebebi ? Yok bir şey dedim.-Şimdi tribin sırası mı dedi ?- Telefonu kapadık ve  aklıma takıldı şu soru.Ne zamandır toplantı ortasında yarım saatlik telefon görüşmeleri yapılıyordu ? O an fark ettim kocam destekli yalan söyleyemeyecek kadar heyecanlı ve dalgındı…

Hiç bir şey yemeden uyuyan bebeğimin yanına gittim.Alnına minicik bir öpücük kondurduğumda yükselen ateşini fark ettim.Ateş ölçere baktığımda gördüğüm manzara beni dehşete düşürdü.Hemen serdarı arayıp derhal eve gelmesini söyledim ama kocam gecikti.Onu beklerken ömrümden ömür gittiğini fark ettim ve daha fazla bekleyemeyeceğimi anlayıp bir taksi çağırdım.Soluğu bir hastanenin nöbetçi çocuk doktorunun odasında aldığımda kocam ancak hastaneye teşrif edebilmişti.Neyse doktorun yaptığı muayene sonucu oğlumuzun korkulacak bir şeyi olmadığını,aşı sonrası bazı bebeklerde ateşin yükselebileceğini öğrendik ama ben sakinleşemiyordum bir türlü.İçimde sürekli bastıramadığım bir ağlama isteği ve kötü bir şey olacak korkusu….

O gece serdara ilk kez bağırdım ve onu hiç sorgulamadığım kadar sorguladım.

Neredeydi,ne işler karıştırıyordu da oğlu hastalandığında bile yanında olamıyordu ? Hem toplantının ortasında yarım saat süren telefon konuşmasıda neyin nesiydi ?Hem ağlıyor hemde elime ne geçerse ona fırlatıyordum,bağırma sesime uyanan oğlumun ağlamasıyla ancak kendime gelebildim.Serdar oğlumuzu kucağına almış bir yandan onu pışpışlarken bir yandan açıklamalar yaparak beni sakinleştirmeye çalışıyordu.Neden bilmiyorum o gece ona inanmak istedim ve inandım.

Serdar o geceden sonra eve daha erken gelmeye,bebeğimizle daha fazla ilgilenmeye başladı.İşler yoluna giriyordu,evliliğimiz üzerindeki kabus sona erecek diye düşünmeye başlamıştım taki bir hafta sonu şirket toplantısı olduğu için şehir dışında olacağını söylediği akşama kadar.Tamam dedim çaresizce.İşti bu nihayetinde ve serdar bizim için çabalıyordu en nihayetinde. Bunlar onun sözleriydi,beni belli ki böyle avutuyordu.

O hafta sonu serdar yanına ufak bir çanta alıp çıktı evden,beni ve oğlumuzu öptükten sonra bana ihtiyacım olursa diye bol bol para bıraktı.Paraya ihtiyacım çok olmuyordu ama şu zamanlarda kocama her zamankinden çok ihtiyaç duyuyordum gencecik,tecrübesiz bir anne olarak  tüm sevdiklerimden uzakta bu şehirde yapayalnız.

Hayatımızın rotasını değiştiren kadın o hafta sonu tamamen almış kocamı elimden,bilmiyordum sonradan öğrendim.

O günlerde daha önce varlığından hiç haberdar olmadığım bir illete tutulmuşum.Adına lohusalık sendromu diyorlar.Sürekli bir iç sıkıntısı ve her geçen gün artan ağlama nöbetleri…Derdimin adını bile bilmiyordum ki çaresine bakayım.

Bir akşam yine serdar evin yolunu unutmuş ve ben ağlamaktan bitap düşen bebeğimi emzirmeye uğraşıyorum.Bebek sütü almak istemiyor gibi sürekli kafasını geriye itiyor ve mememi dışarı atıyordu.Sürekli artan ağlayışı bana kendimi çok çaresiz hissettiriyordu.Telefon edip derdimi anlatacak yardım isteyecek kimsem yoktu.Annem serdarın soğuk tavırlarına kızdığı için bana da tavır koyuyor çoğunlukla telefonlarıma çıkmıyordu.Arkadaşlarımın çoğu bekardı,evli olanlarınsa bebeği yoktu.Vücudumlohusa-depresyonu-çözümü çok halsizdi,kollarım bebeğimi taşımaktan bile aciz bir hale gelmişti artık.İçim yanıyordu ama aynı zamanda üşüyordumda.Bebeğimin neden emmediğini anlamam sertleşen göğüslerimi sıkmamla aydınlandı.Sütüm gelmiyordu,göğüslerim adeta taş gibiydi.Halsizdim ve ateşim giderek yükseliyordu.Bana ne olduğunu anlayamıyordum.Son bir kez daha aradım serdarı,yine açmadı telefonumu.Bebek bir yandan ağlıyor,göğüslerim sızım sızım sızlıyordu.Elimden hiç bir şey gelmiyordu ve bende olanca gücümle ağlayarak evin içinde koşturuyordum.Ayaklarım bedenimi taşıyacak gücü bulamadığında yere oturdum.Ne yapacaktım şimdi ? Hastaneye gidecek halde değildim.Bebeği yere koydum ve kalan son gücümle çığlık atmaya başladım bir yandan da ayağımı yere vurarak ses çıkarıyordum.Belki alt kattaki teyze sesimi duyar ve yardıma çıkar diye.O halde ne kadar bağırdım hiç bilmiyorum kapının yumruklanma sesiyle irkildim ve evet beklediğim olmuştu komşularım kapıya dayanmıştı.Meraklı gözlerine cevap verecek,dert anlatacak durumda değildim.Ne olur dedim,kurtarın beni.

DEVAM EDECEK

Bunlar da hoşunuza gidebilir...