ALDATILDIM 6

O sahilde o gece hiç bitmesin gözlerini gözlerime kenetleyip dünyadaki en güzel kadın benmişim gibi bakan adam hiç gitmesin isterdim,en azından bu sefer yaşadığım şeyin gerçek olmasını dilerdim….

Birbirimizi tanıma isteğimiz elbette ki cumartesi gecesiyle sınırlı kalmadı,pazar günü kahvaltı sonrası üzerimizdeki  meraklı bakışlara hiç aldırmadan deniz kenarında yürüyüş yaptık.Konuşacak anlatacak çok şey vardı daha,bana sürekli sorular soruyor beni tanımak istiyordu.Bende yıllar sonra ilk defa biri tarafından merak edilmiş olmanın mutluluğuyla heybemde ne varsa döküyordum ortaya.Belki de en büyük yanlışım insanlara yüzde yüz güvenmeye devam ediyor oluşumdu…

Mini tatilimiz bitip şehre döndüğümüzde içimi hemen bir sıkıntı kapladı,ya beni tekrar aramazsa ya bu sadece bir hafta sonu kaçamağıysa onun için ? O aramazsa ben ararım diye korkuyordum ve bunun önüne geçmek için numarasını sildim telefonumdan fakat atladığım bir şey vardı.Ben ne zaman ezberlemiştim numarasını ? Yada numarasını hemen ezberime alacak kadar ne hissetmiştim.Güya kendimi koruyacaktım hemen etkilenmeyecektim kimselerden.Neydi şimdi bu böyle hemen ? Pazar gecesi elimde telefon uyuyakalmışım,beklediğim arama yada mesaj düşmedi telefonuma…

Pazartesi sabahı meraklı ofis arkadaşlarımın sorularıyla başladı.Hepsi o adamı merak ediyordu.Kimdi,neciydi falan.O sıra çok şaşırdım adı,yaşı ve mesleki konumu dışında hakkında bildiklerimin sınırlı olduğu bir adamdan deli gibi hoşlanışıma…

Her ne kadar kendimi işe vermeye,telefona bakmamaya çalışsam da aklımdan bir türlü çıkaramıyordum onu ve ne yazık ki beklediğim numara hiç görünmedi telefonumda.Öğle arasında canım yemek yemek istemiyordu çünkü kızların soruları yemek boyunca devam edecekti biliyordum,biraz yürüyüş yapmak istedim o yüzden öğle arasına beş dakika kala kimseye çaktırmadan çıktım iş yerinden.

Tam kapıdan çıkmıştım ki Onu gördüm elinde bir buket papatyayla bana doğru yürüyordu,şaşkınlıktan ne yapacağımı bilemedim.Hemen adımlarımı hızlandırıp yanına gittim.-Sen ne zaman geldin- gibi bir şeyler mırıldandım.-Yarım saat oldu- dedi ve ekledi öğleden sonrası için izinliyim,sende izin alabilir misin ?-  Hemen patronumu arayıp yalandan bir hastalık uydurdum,sabahki suratsızlığımı görenlerden biri olduğu için hastalık bahaneme inandı hemen.

-Hadi gel önce güzel bir yemek yiyelim- dedi.Aç değildim ama onunla sohbet etmek,baş başa olmak istiyordum.Çok kalabalık olmayan bir restoranda yer ayırtmış kuytu bir masaya.Bu durum o zaman dikkatimi çekse de umurumda olmamıştı şimdi sebebini anlıyorum…

Onunlayken vakit çok hızlı geçiyordu,benimle kesinlikle çok ilgiliydi.Tüm dikkati bende gözleri hep gözlerimdeydi.İnsan böyle bir adamın yanında kendini evrenin en güzel kadını zannedebilir.

O gün yemek sonrası sinemaya gittik sonra akşam yemeğine kalamayacağını bir arkadaşına sözü olduğunu söyleyerek müsaade istedi.Ben ağzım kulaklarımda,kalbim neşe içerisinde evimin yolunu tuttum.Güzel oğlumu kucaklayıp sevdikten sonra annemin yemeklerini iştahla yiyip bitirdim.İçimdeki neşe yüzüme,sesime yansıyor olmalı ki Annem – Çok mutlu görünüyosun kuzum- deyip öptü yanaklarımı,- Çok mutluyum annem,iyi ki varsın iyi ki yanımdasın,yavrumada bana da ne güzel analık yapıyorsun- dedim.Uzun zaman olmuştu annemi bile öpmeyeli.Her şey gözüme toz pembe görünüyordu,yaşamayı tekrardan seviyordum ve sebebi Oydu…

Yemekten sonra odama geçip ondan telefon beklemeye başladım,ne de olsa arkadaşıyla olan oydu şimdi arayıp rahatsız etmek olmazdı.En doğrusu onun uygun zamanı bulup beni aramasını beklemekti.Ama o gece o uygun zamanı hiç bulamamış olacak ki yine aramadı beni…Elimde telefonla uyuyuşumun ikinci gecesiydi bu…

Sabah onun günaydın mesajıyla uyanınca gün dahada aydınlandı gözümde.Neşeyle giyindim gittim işime.Daha bir yeşildi saksıdaki çiçeğim daha bir maviydi gökyüzü,daha lezzetliydi o kuru poğaça daha demliydi bardaktaki çay.Ne o aşık mı oldun diyenler doğru mu söylüyordu ??? İkinci günün öğle arası yine gelmesini bekledim fakat bugün kendi gelmemiş sadece çiçek göndermişti.Çok etkileyici diyordu ofisteki kızlar.Mutlu oluyorlardı benim mutluluğumla ve ben onu anlatmaktan mutlu oluyordum her sorana…

O hafta içi çarşamba günü yine süpriz bir ziyaretle iş yerime geldi bu sefer elinde çiçekle birlikte çikolata da vardı.Kendimi şımartılmış küçük bir çocuk gibi,nazlı bir prenses gibi hissediyordum.İş çıkışı yine akşama kadar yedik içtik gezdik tozduk ve ben sokaklarda ilk kez Serdar dışında bir adamla el ele dolaşmış oldum.O gün ayrılmak ikimize de zor geldi,bıraksalar sabaha kadar göz göze diz dize otururduk ama onuda beni de evde bekleyen ailelerimiz vardı.Babasını küçük yaşta kaybettiğinden annesiyle birlikte yaşıyordu.Annesi tüm gün evde yalnız olduğundan akşamları iş çıkışı tüm vaktini onunla geçiriyordu şimdi anlıyordum neden akşamları telefonla konuşmadığımızı…

-Bu hafta sonu birlikte bir şeyler yapalım mı  ?- dedi akşam ayrılırken

Olur dedim cumanın gelmesini iple çekeceğim

Perşembe günü iş çıkışı hemen kuaföre koştum manikür,pedikür,cilt bakımı,saç bakımı,ağda,solaryum vs kaç saat kuaförde kaldım hatırlamıyorum.Sonrasında evimin yakınlarındaki bir avm ye gidip kendime güzel bir alışveriş yaptım hatta bir kaç çift yeni iç çamaşırı da aldım…

Cumartesi sabahı erkenden aldı beni evden,yol boyunca nereye gideceğimizi sorsam da süpriz dedi başka da bir şey söylemedi.Maşukiye yakınlarına geldiğimizde anladım süprizi,Ormanın içinde güzel bir otelde ikimiz için tek kişilik bir oda ayırtmıştı.

-İstersen farklı odalarda da kalabiliriz dedi

-İstemiyorum dedim,yüzümün kızardığını hissedebiliyordum içimde çıkan yangından ötürü…

Odaya adımımı attığımda kendini okuldan kaçıp sevgilisiyle ilk kez sinemaya giden liseli kızlar kadar utangaç ve suçlu hissediyordum bir o kadar da heyecanlı ve ne yapacağımı bilemez bir halde yatağa bile oturamadan volta atıyordum.Sevgilimse bavulları yere bırakıp yatağın ayak ucuna oturmuş benim acemi telaşıma gülümsüyordu.Ayağa kalktı birden bileğimden sıkıca tutup beni yanına oturttu.

-Ben sadece sana sarılmak ve kokunla uyumak istiyorum,başka bir isteğimde amacım da yok,rahat ol lütfen- dedi.

-Bende – dedim.

Aslında bu kadar hızlı bir şekilde birine ısınmak ve onunla birlikte uyumayı isteyecek kadar ona güvenip sevecek bir kadın değildim ben,ben diyeyim ki sevilme ihtiyacı siz deyin ki boşluktan sığınacak bir kucak arama telaşı…

Yüzümü avuçları içine alıp gözlerini gözlerime dikerek ilk kez – Seni seviyorum- dedi bende dedim.Onun ki yalanmış,benim ki gerçek.Tabi bunu o zamanlar henüz bilmiyordum…

Ona güveniyordum,ona sarılmak ona sığınmak onun olmak onunla olmak istiyordum.

Oldum da Serdardan sonra ilk defa bir erkeğe ait oldum,hemde bu kadar az tanırken…

İnsan bazen geriye dönüp baktığında kendini asla asla affedemeyeceği hatalar yapıyor.Oda benim Serdardan bile daha büyük olan hatam.Keşke hiç tanımasaydım onu,keşke üç günlük mutluluk için kendime ömürlük pişmanlık yüklemeseydim.

Güzel olan her şey gibi çarçabuk geçiverdi o iki günde.İstanbul yolu hiç bu kadar kısa olmamıştı ve geceler artık eskiye oranla çok daha uzundu.O olmadan zaman o kadar yavaş geçiyordu ki.Acaba annesinden hiç mi fırsat bulamıyordu akşamları,bir beş dakika bile neden bana ayıramıyordu ?

Bu soruları kendim soruyor kendim cevaplıyordum,ona sormak onu sıkmak istemiyordum ki ben evliliğimde bile çok soru soran bir kadın olmamıştım…

Günler onunlayken hızlı onsuz yavaş akıp giderken birlikteliğimiz üçüncü ayını doldurmuştu bile,ne çabuk daha hiç doyamamıştım ki.

Şirketimiz bir sonbaharı karşılama yemeği düzenleyecekti ve ben bu yemeğe onunla gitmek sevgili olduğumuzu herkese ilan etmek istiyordum.

-Yemeğe birlikte gidelim mi -dedim

Yok henüz hazır değilim dedi

O gün içime bir bit yeniği çöktü,neden hazır değildi ki ? Üç ay olmuştu.İçimdeki şüpeyi kendime saklayıp yemeğe ayrı gitme teklifini kabul ettim,ayrı ayrı masalarda birbirini hiç tanımayan iki yabancı gibi oturduk tüm gece ve o çok fazla kalmadan erkenden kalkıp gitti.

O gece kendimi çok kötü hissettim,ilişkimizi bilen arkadaşlarımda durumu oldukça tuhaf bulmuştu.Bekar bir erkek beğendiği ve birlikte olduğu  bir kadını neden gizleme gereği duysundu ?

Aslında cevap sorunun içinde gizliydi

Erkek belki de bekar değildi…

Bu ihtimal aklıma hiç ama hiç gelmemişti

-Akşamları da görüşemiyoruz diyen sen değil miydin dedi en yakın arkadaşım ipuçlarını birleştirip sonuca varmaya çalışan bir dedektif edasıyla

-Evet dedim.Kafamda bazı boşluklar hızla dolmaya başlamıştı ama buna inanmak istemiyordum…

 Gerçeği nasıl öğrenebilirdim ? Ona sorsam bana doğruyu söyler mi ? Peki ya şüphelerimde haklıysam bu gerçekle nasıl baş edebilirim ? Edebilir miyim ?

İçimdeki şühpe gitgide büyüyerek beni yemeğe başlayınca daha fazla dayanamayıp bir akşam aradım onu,bakalım açacak mıydı telefonumu ?

Efendim,dedi sesi son derece sert çıkmıştı

-İyi misin dedim

-Bunu sormak için mi aradın gibi bir cevap alınca şüphelerimde haklı olduğumu anladım.

Sonraki günler aramalarını açmadım,mesajlarına cevap vermedim.

Zaman yavaşlamaya başlamıştı yine,günler sıkıcılaşmaya…

Bir gün öğle arasında iş yerime geldi,onunla görüşmemek için bahaneler aradım ama ısrarcı davrandı ve konuşmak için öğle yemeğine çıktık.

-Niye tavır yapıyorsun dedi

Yaptığım şeyi basit bir trip gibi görmesi canımı sıkmıştı.

-Neden biz akşamları buluşmuyoruz,neden telefonla konuşamıyoruz ? Niye buluştuğumuz zamanlarda gizli saklı geziyoruz,neden şehrin en tenha kafelerinde yiyoruz yemeklerimizi hep ?

-Biliyosun annemle kalıyorum ben ve akşamları vaktimin tümünü ona ayırıyorum

-Beş dakikada mı ayıramıyorsun bana ?

Cevap vermedi,aramızda uzayıp giden sessizlik canımı sıkmaya başlamıştı.Dayanamadım ve günlerdir kafamın içinde dönüp duran soruyu sordum 

-Evli misin yoksa sen ?

Hiç şaşırmadı,inkar etmedi,bahaneler üretmedi,nerden biliyorsun diye sormadı yalana sığınmadı.Gerçeği olduğu gibi söyledi

-Evet

DEVAM EDECEK

Bunlar da hoşunuza gidebilir...