ALDATILDIM 5

Yeni yıl tıpkı dualarımda olmasını istediğim gibi güzel başlamıştı,kendimi çok daha iyi hissediyordum ve terapistimle kararlaştırdığımız ayrılık kararımı açıklama zamanım gelmişti.Serdarı aradım,tabi ki açmadı telefonu her zaman ki gibi.Nedense artık kanıksamıştım bu durumu o yüzden aramamın hemen arkasından bir de mesaj attım.

Seninle konuşmak istiyorum serdar,söyleyeceklerim önemli.Evde konuşmayalım.

Cevap vermemişti,yine ne saçmalayacak diye düşünmüştür muhakkak.Aylar olmuştu konuşmayalı,eve uğradığı yoktu zaten…Tekrar bir mesaj daha attım.

Serdar söyleyeceklerim önemli,iş yerine gelmemi istemiyorsan bir zahmet bana bir saatini ayır -yazıp gönderdim. Sadece -tamam- dedi ve o akşam iş çıkışı buluştuk.Ne tuhaf değil mi bir zamanlar her şeyi paylaştığın insan bir gün geliyor sana sokaktaki insanlar kadar yabancı oluyor…Ben yıllarca bunun için mi sevmiştim onu,senelerce beklemiştik birbirimizi,gözümü onda açmıştım ben,elimi ilk tutan adam her şeyi ilk kez yaşadığım adam,kocam yani artık eski kocam,sadece ve sadece oğlumun babası artık benim için.

Söyleyeceklerimin ağırlığı çökmüştü üzerime,yol boyunca sıklaşan hırıltılı nefesimi dinledim,bu kafamdaki seslerden kaçmak için iyi bir seçenekti.Onca zaman sonra dur diyecektim artık bitti…

Buluşma yerimize serdardan önce gitmiştim,kuytu bir köşeye geçip oturdum.Kafamda bitirdiğim ilişkim artık yavaş yavaş kalbimden de siliniyordu yada ben öyle zannediyordum.

Serdarın aşina olduğum sesiyle sıyrıldım daldığım düşüncelerden.-Hoşgeldin – dedim sesim kendime bile yabancı geldi.

-Hoşbuldum- dedi tedirgin bakışları yüzümde geziyordu,kocam uzun zaman sonra baktığı yüzümde tanıdık izler arıyordu belli ki.

-İyi misin – diye devam ettirdi konuşmasını

-İyiyim- dedim sesim titriyordu dahası ellerim ve vücudumda titriyordu.Koskoca bir aşk,yıllar süren bir beraberlik bitiyordu.Buraya kadardı işte her şey.

-Seni dinliyorum – dedi. Bende uzun zamandır dinliyordum kendimi,söyleyecek ne çok şeyim vardı bir o kadarda azdı cümlelerim.Derin bir nefes aldım,uzatmaya gevelemeye gerek yoktu.

-Boşanalım- dedim.Tek seferde söyleyebilmiştim,ölürüm de ayrılalım diyemem zannederdim.Canı yanarken insanın hiçbir şey yokmuş gibi davranması ne zormuş…

Serdar şaşkındı,muhtemelen benden böyle bir şeyi hiç ama hiç beklemiyordu.Cevap vermedi,yüzüne baktım her zerresini ezberlediğim yüzünde hüzün mü vardı bana mı öyle geliyordu acaba ?

Neden diye sormadı ama hemen kabul de etmedi

-Çok zayıflamışsın,çok güzelleşmişsin dedi-

Ne salak bir cümleydi şimdi bu ? -Boşanalım- diyen bir eşe söylenecek en saçma şeylerdi bunlar.Hiç duymamış gibi devam ettim konuşmama – Boşanmak istiyorum serdar- dedim.

Boğazım kupkuruydu,kelimelerim tükenmişti,halsiz hissediyordum kendimi.Halbuki ne çok tekrarlamıştım bu sahneyi kafamda.Ağlamayacaktım kendimi küçük düşürmeyecektim bu defa ama yaşlar gözlerimden istemsizce dökülüyordu.

-Neden- dedi Serdar 

Aylardır eve uğramayan,karısını aldattığını yedi düvene duyuran bir adam için ne anlamsız bir soruydu NEDEN ?

-Aşkınızı doya doya,rahat rahat yaşayın diye serdar dedim.O sıra gözümden bir damla yaş süzüldü gitti.Onu ne kadar çok seviyordum hala,ne salak bir kadındım ben..Böyle biteceğini daha doğrusu bir gün bitebileceğini hiç düşünmemiştim ama bitmişti rüya daha doğrusu kabus…

Serdar hiçte sandığım gibi mutlu görünmüyordu belli ki benim böyle bir teklifle karşısına çıkacağımı düşünmemişti hiç bir zaman.

-Seni de,oğlumuzu da asla mağdur etmeyeceğim- dedi.

Ne kuru bir cümle,ne boş bir teselli.

-Tabi diyerek başımı salladım.

 Sonra mı sonrası çorap söküğü gibi geldi…Tek celsede boşandık,nede olsa anlaşmalı bir boşanmaydı bu.Evliyken anlaşamayan biz boşanma sürecinde birbirimize karşı ne anlayışlıydık böyle…

Mahkeme günü serdarı dışarıda bekleyen O kadını gördüm yine,uzun siyah saçları da incecik bedeni de eskisi kadar güzel görünmedi gözüme. Mutlu muydu acaba ? Başarmıştı sonunda,istediğini almıştı.Ayrılmıştık işte…Aslında içimde bir yer biliyordu evliliğimizin bitmesine tek neden o değildi,o olmasa başkası olacaktı nasılsa…Serdar beni hiç bir zaman benim onu sevdiğim gibi sevmemişti…Aklımda kaldı arabaya doğru el ele yürüyerek gidişleri…Aklımda kaldı işte…

Mahkeme sonrası arkadaşlarımla buluşacağımı söyleyerek annemleri eve göndermiştim.Kimseleri görmek gelmiyordu içimden.Deniz kenarına doğru yürüdüm,hafif hafif çiseliyordu yağmur ve toprak çok güzel kokuyordu,hala aklımda.Korkmayın bir delilik yapmadım bu sefer dedim ya artık eskisine oranla güçlüydüm ben…

Kendime demli bir çay söyledim bir de sigara yaktım.Kendimi düşündüm,geçmişi düşündüm,acılarımı düşündüm,tutunamayışlarımı düşündüm,hayat ne tuhaf şey beee. İnsan canı yanarken o acı hiç bitmeyecek zannediyor,dünyadaki en büyük dert kendininki zannediyor.Gün geçmez mevsim değişmez zannediyor.Tek tek düşündüm tüm yaşadıklarımı,her anıyı,her acıyı…

Öyle değilmiş ama gün geçiyormuş,mevsim değişiyormuş bahar tekrar tekrar geliyormuş insanın ömrüne…

Haziran ayının ilk haftalarıydı,iş yerimde bir yaza merhaba etkinliği düzenlenecekti.Onca zaman sonra arkadaşlarımla buluşacak sosyal bir ortamda eğlenecek olma fikri iyi gelmişti bana.Şile yakınlarında bir otelde iki gün konaklayacak,yiyip içip güzel bir hafta sonu geçirecektik.Beni bekleyen bambaşka bir süpriz varmış,bilmiyordum…

Cumartesi sabahı erkenden canım  arkadaşım,dert ortağım gelip aldı beni evden.Güneşin yüzünü tekrardan göstermesi bana nedensiz bir mutluluk veriyordu.Radyoda güzel bir şarkı vardı,konuşa konuşa dertleşe dertleşe ulaştık otele.Eşyalarımızı yerleştirip hemen öğle yemeği için hazırlandık.Henüz hava denize girecek kadar ısınmadığından ve ben soğuğa hiç dayanamadığımdan öğle yemeği sonrası deniz olayına hiç girmeden hemen döndüm odama.Biraz kitap okuduktan sonra güzel bir duş alıp uyudum hemen.Uzun zamandır deliksiz uyumamıştım farklı bir ortamda temiz havanın etkisiyle derin bir uykuya dalmışım.Akşam yemeği için hazırlanmamı söyleyen arkadaşımın sesiyle uyandığımda ne kadar dinç hissettiğime şaşırdım.Sanki günlerdir uyuyormuşum gibi…Hadi dedi arkadaşım sana güzel bir makyaj yapalım…

Hava mis gibiydi,buram buram deniz,yaz ve çiçek kokuyordu yürüdüğümüz yollar…Kaldığımız otel denize neredeyse sıfır konumdaydı,bize kocaman beyaz örtülerine güzel çiçeklerin renk verdiği üzerinde çeşit çeşit atıştırmalıkların olduğu harika bir masa hazırlanmıştı.Denizi tam olarak görebileceğim bir yere oturdum,fonda güzel bir müzik vardı.Herkes çok neşeliydi ve yemekler gerçekten lezzetli…

Kendimi mutlu hissediyordum ve yaşadığım anın tadını çıkarmaya çalışıyordum,aklımı kötü düşüncelerden uzakta tutmaya çalıştığım,özellikle geçmişi hiç düşünmeyeceğim bir gece yaşamak istiyordum.Ana yemek için et,balık,tavuk ne tercih edersiniz diyen garsonun sesiyle bakmakta olduğum denizden ortama çevirdim bakışlarımı ve o an kekelememe sebep olan gözlerle karşılaştım.İşte karşımdaydı yine…

Kimdi bu adam,yılbaşı gecesi de görmüştüm onu.O gece de tıpkı şimdi olduğu gibi gözlerini büyülenmişcesine bana kilitlemişti.Belli ki oda şirket çalışanlarından biriydi,peki bu adam neden bana böyle bakıyordu ve dahası neden o gözlerin keskin bakışları beni sersemleştiriyordu ? 

Siparişimi verdikten sonra hızlıca çevirdim başımı yine deniz yönüne mümkünse tekrar o gözlerle karşılaşmayayım diye…

İçki içen biri değildim ama bu gece içmek istiyordum,balık hiç rakısız olur mu diyen dostumun önerisiyle rakıda karar kıldım bende.Bakmayacağım ona desem de gözlerim benden bağımsız takılıyordu arada kaçamak bakışlar atıyordum ve her seferinde bakışlarım onunkiyle çarpışıyordu sanırım o gözlerini hiç ayırmıyordu benden her seferinde bakışlarımız buluştuğuna göre ?

Gecenin ilerleyen saatlerinde ortamın güzelliğine çalan şarkıların kattığı duygusallıkla  sanırım biraz da rakının verdiği cesaretle kendi kendime neden kaçırıyorum ki gözlerimi ondan diye düşünmeye başladım ? Sonuçta bekar bir kadındım ben artık evet anneydim ama bunda ne kötülük vardı ki ?

Ortamda onca güzel kadın varken gözlerini benden bir tek an bile ayırmıyor oluşu etkiliyordu işte beni,öyle yakışıklıydı ki anlatamam..Yabancısı olduğum bir his çöreklendi yüreğime beğenilen kadınlara has o özgüven çöktü üzerime…

Artık bende bakışlarımı ondan kaçırmıyordum,resmen derste birbirini izleyen liseliler gibi bakışıyorduk…Masa yavaş yavaş eksilmeye başlamıştı…sarhoş olanlar,uykusu gelenler yada sıkılanlar birer birer kalkıyordu masadan.Arkadaşımın hadi odaya gidelim diyen sesiyle ayılır gibi oldum.Ben kalkmak istemiyordum henüz,ben biraz daha o masada kalmak dünyadan bir kaç saat daha kopmak istiyordum.Sen git ben birazdan gelirim diyerek gönderdim onu.

Heyecandan kalbim bedenime sığmıyordu,kendimi kaybedecek kadar sarhoş değildim ama normalde olamayacağım kadar cesur hissediyordum kendimi.Soner arıcanın deniz gözlümü çalıyordu fonda ve ben aniden deniz yönünde olan bakışlarımı ona çevirdim ve gülümsedim.Ben ergenken çıkmıştı bu şarkı ve ben şarkı her çaldığında sanki bana yazılmış gibi mutlu hissederdim kendimi.Yine öyle olmuştu ve ben bu şarkı yeryüzünde yalnızca benim için söyleniyormuş gibi hissettim.

Şarkı sizin için- dedi

-Efendim dedikten sonra gözlerimi kısarak ona baktım sanki duymamışım gibi

Şarkıyı güzel gözleriniz için ben çaldırdım ama rahatsız etmemişimdir umarım-

Yok estağfurullah,aksine mutlu ettiniz – dedim.

Saat iyice ilerlemiş masada biz dahil ancak üç beş kişi kalmıştı,görevliler başka isteğimiz olup olmadığını sormak için oturduğumuz tarafa doğru gelince – kalkalım mı ?- dedi.Peki dedim kalkalım kendimdeki cesarete şaşırıyordum,dahası kendimi sürekli içten içe eleştiriyordum.Kimdi bu adam ? Ayrıca nereye kalacaktım bu hiç tanımadığım adamla ?Yoksa bu herifin niyeti hafta sonu kaçamağı mı yapmaktı ? Sanırım kendime geliyordum ve masadan kalktıktan sonra hızlıca otel yönüne doğru yürümeye başladım ki arkamdan seslenişiyle durakladım.Ne istiyordu ? Şimdi odama gel falan derse ne derdim ben ya,ben vermiştim bu fırsatı tabi.Kendime olan öfkemi bakışlarıma katarak ona döndüm .-Ne var ? dedim sesimi olabilecek en sert tonda kullanmıştım….

-Hiç bir şey yok sadece birazcık yürüyelim mi diyecektim – dedi sıcacık gülümsemesiyle.

Hemen yumuşamıştım ama adamda sandığım gibi kötü niyetli değildi belli ki.Baksana içmeye devam etmek için bara yada odasına davet etmek yerine yürümek için sahile davet etmişti.

Sahil boyunca hiç konuşmadan yürümeye başladık,kendime hayret ediyordum.Hiç tanımadığım bir adamla gecenin bu saatinde deniz kenarında hiç konuşmadan yavaşça yürüyordum ve bundan tarif edilemez bir mutluluk duyuyordum.

Kafamda bu düşüncelerle yürürken ben aniden durdu ve gözlerime doğrudan bakarak şunları söyledi

-Ben seni ilk gördüğüm geceden beri aklımdan çıkaramadım-

Ne cevap vereceğimi şaşırdım ve hiç duymamışım gibi yapmanın en doğrusu olduğuna karar verdim,cevap vermemiştim oda yılışık biri gibi davranıp söylediğini tekrarlamamıştı.

-Kahve içelim mi – dedi

-Bu saatte mi – dedim

-evet diyip gülümserken çoktan sahilde hala açık olan kafeye ikimize kahve almak için yönelmişti bile.Bense arkasından gitmek yerine kumsala yürümeye başladım ve deniz kenarında oturup onu beklemeye başladım.Çok geçmeden elinde kahvelerimizle yanımdaydı yine ve ben olabildiğine heyecanlıydım…

Serin hava ve içtiğimiz kahveler ayılmamıza yetmişti…

Benim sessizliğime inat o olabildiğine konuşkandı şimdi,tam tahmin ettiği gibi şirketin farklı bir şubesinde çalışıyordu ve anladığım kadarıyla yönetime yakın kişilerdendi.Tatlı tatlı konuşuyor sıcacık gülümsüyordu.Kendini anlatma faslı bitince bana sorular sormaya başladı.Sorularına başlamadan öncede ekledi

-Yakın zamanda boşandığını ve bir oğlunun olduğunu biliyorum- dedi ve – bilmediklerimi dinlemek,seni öğrenmek istiyorum – diye devam etti.

Şaşırmıştım hakkımda bildiklerine,beni mi araştırmıştı ? Yoksa sandığım gibi mini bir çapkınlık değilde gerçekten karşımda benimle ilgilenen biri mi vardı ?

Gülümseyişim ona cesaret vermiş olmalı ki yineledi

-Seni gördüğüm ilk andan beri aklımdan çıkaramıyorum,büyülenmişim gibi-

Cevap vermedim ama gülümseyerek

-Bende- dedim

DEVAM EDECEK

Bunlar da hoşunuza gidebilir...