ALDATILDIM 4

Kış mevsimi biterken soğuk hava ülkemizi yavaş yavaş terkederken her seferinde yeniden canlanan doğa umut veriyordu bana,bende yeniden doğacak yaşamıma yeniden sarılacaktım.Bu sefer başkaları için değil yalnız oğlum ve kendim için yaşayacaktım.

Yeni terapistim bir öncekinden oldukça farklı bir teknik uyguluyordu,beni içimde bir yerlerde sevilmeyi bekleyen küçük kız çocuğuyla tanıştırdı öncelikle,kendi yaralarımı gösterdi,önce kanattı sonra onları nasıl iyileştirebileceğimi öğretti.Aradığım şefkatin dışarıda başka insanlarda,serdarda yada ailemde değil kendimde olduğunu fark etmemi sağladı.

Kendime bakış açım günden güne değişiyordu,artık acımıyordum kendime.Lanet okumuyordum kadere ve çektiklerime.Evet çok acı çekiyordum,evet dipsiz kuyularda bir başıma bırakılmıştım en sevdiklerim tarafından,ama böyleydi işte hayat.Kusursuzluk sadece cennetteydi ve burası cennet değildi ama yaşadığım dünyayı cehenneme çeviren de bendim.Beni beğenmeyen,istemeyen ,sevmeyen bir adama asalak gibi yapışıp kalmıştım.Onu resmen kendime hapsetmiştim ve bu benden daha da nefret etmesine neden olmuştu.Bedenime kötü davranmışım sürekli yiyerek ve zerre hareket etmeyerek.Onca zaman kullandığım ilaçlar beni şişirdikçe şişirmiş ve ben bunu bile fark edememişim. Lohusalığım saçlarımı almış benden resmen bir tutam saçım kalmış geriye.Cildim bakımsızlıktan daha doğrusu içimdeki ışığın sönmesinden solmuş,gitmiş…

İnsanın kendine bakış açısı değişince değişiyormuş geriye kalan her şeyde.İş yerinde sevilen ve başarılı biri olarak anılıyordum artık.Arkadaşlarımla çok iyi geçiniyordum,işi de epey öğrenmiştim ve mükafatım azıcıkta olsa maaşıma zam yapılmasıydı.

Onca zaman yaptığım spor ve beslenmeme dikkat etmem sonucunda kilolarımı yavaş yavaş vermeye başlamıştım,güzellikle ilgili elime ne geçerse okuyordum ki işte bloğunuzla da o zaman tanıştım ( yazar burada kendini çok mutlu hissediyor )

Önce dökülen saçlarım için bir doktorla görüşmeye başladım ve yapılan kan tahlili sonucunda vücudumda eksik olan vitaminleri dışarıdan almaya başladım ve kansızlığım için ilaç tedavisinde başladım.Sonra iyi bir kuaföre gidip saçlarımı yüzüme yakışan bir modelde kestirdim.Şimdilik kısaydı ama uzadıkça daha da güzel olacağını söylüyordu kuaförüm.Cildim için eczaneye gittim ve eczacının tavsiye ettiği ürünleri alıp kullanmaya başladım.İnanır mısınız bu kadarı bile bana kendimi çok daha iyi hissettirmeye başlamıştı.Hele ki tartıya her çıkışımda üzerimdeki yüklerin hafiflediğini görmek beni çok çok mutlu ediyordu.İşte benim açımdan günler böyle geçerken serdar yeni hayatından son derece mutlu görünüyordu.Sürekli ağlayan,sinirlenen,bağıran ve intihar ederek onu kendisine bağımlı kılan ZAYIF karısı artık eskisi kadar ayak bağı olmuyordu ona.Artık haftada bir bazende iki üç haftada bir eve geliyordu.Oda oğlumuzu öpüp,koklayacak o uyuduğunda ise tekrar çıkıp gidecek kadar vakit alıyordu.

Ben böyle anlatınca belki siz anlamıyorsunuz o yüzden daha açık yazayım.Kocam bendeki değişikliği bile fark edemeyecek kadar bakmıyordu bana,ben onun için görünmezlik pelerini giymiş gibiydim.Aldattığını kabul eden karısına elbette ki saygı duymuyordu,her şeye rağmen yanında kalmaya devam eden beni elbette ki kaybetmekten korkmuyordu…

Bazen pes ediyordum,kendimi ve her şeyi bırakıyordum.Gecelerce ağlıyordum,ağlıyordum…Vazgeçecek gibi olduğum her an Allaha sığınıyordum,el açıp dua ediyordum…

Günler böyle böyle geçerken kendimi  her kırıldığımda tekrar tekrar toparlarken ben aldığım bir haber toparladığım her parçamın yeniden kırılmasına neden oldu.Kocam yeniden baba olmuştu…O büyük aşk sonunda meyvesini vermişti ve onlar artık gerçek bir aileydi.Aldatılmak acıydı ama bu son duyduğum bambaşka bir acıydı,Allah düşmanıma bile yaşatmasın.Ben parçalarımı bir araya getirip tekrardan kendimi her var etmeye çalışışımda yeniden uçurumun kenarına tekmeleniyordum sanki,hayatımın en zor imtihanıydı bu.İçimde bir ses bana bunca acıyı reva gören o iki şerefsizi sürüm sürüm süründürmek ve asla boşanmamak isterken bir diğer ses al oğlunu çek git diyordu….

Sinirle alınan her karar yanlıştır deyip durdurdum kendimi nasılsa ayrılacaktım ama daha zamanı gelmemişti…

Artık serdarı eskisinden bile daha az görüyordum belki ayda bir belki o bile değil…Oğlumuzu da özlemiyordu eskisi kadar nede olsa babalık duygusunu da gidereceği biri vardı artık.Oğlum canım oğlum benim hızla büyüyordu bu hengamede.Babalı babasızdı oda tıpkı annesi gibi.Ama onun annesi benimkinden farklı olacak susup oturmayacak güçlenip o adamı terk edecekti.O çocukluğuna dönüp baktığında sürekli ağlayan bir anne görmeyecekti,başaracaktım oğlum için yapacaktım bunu.

Bende durumlar böyleyken bir gün arkadaşlarımdan biri iş yerinin yılbaşı yemeğine katılıp katılmayacağımı sordu.O kadar kendime dönük o kadar kendi dünyamdaydım ki iş yerinde kaç gündür konuşulan davetten bile habersizdim.Yok katılmayacağım desem de yaşadıklarımı az çok bilen iş arkadaşlarım ısrarla katılmam gerektiğini,kafamın dağılacağını,azıcık dertlerimden uzaklaşacağımı söyleyip beni ikna ettiler.İçimden hiç oraya gitmek gelmiyordu,içimden hazırlanmakta gelmiyordu ama bir arkadaşım bu konuda beni sürekli teşvik ediyordu.Bir zamanlar kendisi de hemde evlenmesine bir kaç ay kala aldatıldığı için benimle kendini özdeşleştiriyor bana sürekli destek oluyordu.Gel dedi alışverişe çıkalım,gönülsüzce evet dedim.Bana yılbaşı yemeğinde giymem için gösterdiği elbiseler o kadar açık saçıktı ki hayatta giyemem ben bunları dedim,hem ben bir anneyim hiç olur mu ? Niye olmasın dedi annesin diye ölmedin ya sende gencecik bir kadınsın,ayrıca çok zayıfladın bu fizikle sana asla o kocakarı kıyafetlerinden giydirmem.Benimle ilgilenmekten bu kadar mutlu olan bu kıza kendimi teslim etmek istedim o an ve benim için beğendiği ne varsa satın aldım.Lafını dikkate alıyor oluşum onunda hoşuna gitmiş olacak ki hızını alamayıp saçlarıma taktı bu seferde kafayı.-Bırak Allah aşkına şu emekli öğretmen saç kesimini- diyerek beni kendi kuaförüne götürdü ve bana hiç sorma gereği duymadan

-keratin kaynak yap bülent sonra ateş kırmızısına boya- dedi.Ben olmaz falan desem de kız aklına koymuştu bir kere.Sen bana bırak kendini dedi ben senin için sadece iyi olanı isterim.Aslında bende o simsiyah uzun saçları gördüğüm günden beri özeniyordum uzun saça ama kızıl benim için fazlaydı yine de ses çıkarmadım arkadaşıma çünkü o benim yürüdüğüm yoldan yürümüştü çoktan …

Yılbaşı gecesinin sabahı buluştuk arkadaşımla önce güzel bir hamam,masaj keyfi yaptıktan sonra cilt bakımı yaptırdık sonra yine onun kuaförüne gidip kızıl uzun saçlarıma dümdüz fön çektirdik,gözlerimi ön plana çıkartan sade ama güzel bir makyaj yaptırdık.Daha önceden aldığımız kıyafetlerden en cürretkar olanı beğendi kuafördeki kızlar ve tabi ki arkadaşım.Aslında ben o kıyafetin içinde kendimi hiç rahat hissetmiyordum çünkü göğüs dekoltesi hayatımda hiç tercih etmediğim bir şeydi ama tüm kızlar o kadar beğenmişti ki bende kabul ettim.Tüm hazırlıklar bitince arkadaşım elimden tutup boy aynasının karşısına geçirdi beni.Aynada gördüğüm kadını ben bile tanıyamadım.Havam değişmişti,o kambur kadın gitmiş yerine kendine güveni tam hatta kendini beğenen bir kadın gelmişti yani dış görünüşüm böyle söylüyordu en azından…

Eve uğrayıp aksesuarlarımı taktım ve yatak odamızdaki boy aynasında tekrar kendimi incelemeye başladım,neredeyse başarmıştım ve sonunu getirecektim az kalmıştı.Oğlumu sevip anneme emanet edip çıktım evden,arkadaşımın arabasıyla gidecektik kapının önünde onun gelip beni almasını beklerken üzerimdeki hayran bakışlarımı hissedebiliyordum.Başımı önüme eğip hiç kimseyle göz göze gelmemeye çalışıyordum derken arkadaşım geldi ve biz eğlencenin yapılacağı otele doğru yola çıktık.Yol boyunca iltifatlar ederek şımarttı beni can arkadaşım,seviyordum bu kızı iyi geliyordu varlığı bana…

Otele vardığımızda ortamın beklediğimden çok daha kalabalık oluşu dikkatimi çekti,bizim holdingin diğer şubelerinin çalışanlarıda vardı besbelli bu gece burada.Tanıdığımız yüzlerin ağırlıkta olduğu tarafa doğru yürümeye başladık.Biz geçerken olduğumuz tarafa çevrilen bakışların farkına varmamak elde değildi,ne tuhaf yıllardır görünmezlik pelerini giymişcesine yaşayan ben şimdi başları kendine döndüren biri mi olmuştum ?

Gece çok güzel başlamıştı,ordövr tabağındakiler bile o kadar doyurucuydu ki ben gecenin başından doymuştum yada midem küçüldüğü için artık eskiye oranla daha azla doyuyordum.Bir taraftan sohbet ediyor bir taraftan ardı ardına çalan güzel şarkılara eşlik ediyorduk.Kendimi son yıllarda hiç hissetmediğim kadar mutlu hissediyordum.Arkadaşıma minnettardım beni bu geceye zorlayarak da olsa getirdiği için.Masamızdaki mutlu çiftlere bakıyordum ara sıra,gülüşleri içten kahkahaları gerçek bu aşk kuşlarının mutluluğunun daim olması için dua ediyordum içimden.Bir ara Sezenin Firuzesi çalmaya başladı,şarkıyı söyleyen kızın sesi de nasıl güzeldi…

Bir gün dönüp bakınca düşler
İçmiş olursa yudum yudum yudum yılları
Ağla, ağla Firuze ağla
Anlat bir zaman ne dayanılmaz güzellikte olduğunu

Kıskanır rengini baharda yeşiller
Sevda büyüsü gibisin sen Firuze
Sen nazlı bir çiçek, bir orman kuytusu
Üzüm buğusu gibisin sen Firuze

Ben şarkının sözlerine kendimi kaptırmıştım,yıllarımı düşündüm benden bana sormadan çalınan yıllarımı düşündüm…Gençliği,ilk ve son aşkım olan serdarın bana çektirdiklerini düşündüm.Elimden gidenleri,kaybettiklerimi,ilk gençlik hayallerimi düşündüm…

Sanki bir hayalin içine girmiştim,şarkı beni almış geçmişe götürmüştü,gözlerimden akan yaşların tuzu dudağımdan dilime ulaşınca ancak ağladığımı fark edebildim.Kendimi toparlamak bu geceyi ne kendime ne arkadaşlarıma zehir etmek istemiyordum.Gözlerimi silip dikkatimi dağıtmak için etrafa bakarken karşılaştım bana bakan simsiyah keskin gözlerin sahibiyle.Adam pür dikkat beni inceliyordu.Bakışlarımı hızla başka yöne çevirdim ve bir daha hiç o adamın oturduğu tarafa bakmamaya gayret ettim.Fakat keskin bakışlı yakışıklı adamın bana bakışlarını fark eden tek kişi ben değildim.Arkadaşım bacağımı dürterek bana çaktırmadan adamı gösterdi,hiç fark etmemişim gibi yapmaya çalıştım ama utancımdan kıpkırmızı olmuşum.İnanır mısınız hayatımda ilk kez serdar dışında bir erkeğin bana bakışı içime bir heyecan dalgası kattı.Arkadaşım adam çok yakışıklı diyerek bana sürekli adama bakmam yönünde salık veriyordu ama neticede ben evli barklı bir anneydim ve kesinlikle bu adama bakmayacaktım. Tabi bu benim mantıklı tarafımın kararıydı…

Saatler ilerliyordu ve yeni yıla girmemize çok az kalmıştı,Hayatımda ilk kez sarhoş olmuştum sanırım,ayağa kalkacak kendi başıma tuvalete gidecek halim bile kalmamıştı.Arkadaşım koluma girdi ve birlikte lavaboya gittik o sıra tekrar karşılaştım pür dikkat beni inceleyen keskin bakışların sahibiyle…Soğuk su açılmama yetmişti,içimde yabancısı olduğum tuhaf bir his vardı.Çoook uzun zaman sonra kendimi ilk defa kadın gibi hissediyordum,güzel hissediyordum,çekici hissediyordum.Yeni yıl bana iyi gelecekti yada ben öyle zannediyordum bilmiyorum.Bildiğim tek şey artık benden nefret eden kocamdan ayrılacak gücü kendimde bulduğumdu. Bu yıl kendime bu zulmü çektirmeyecektim,bırakacaktım yaşasınlar aşklarını doya doya…Sahi bu arada o keskin bakışlı adam da kimdi ? Acaba çalışanlardan birinin yakını mıydı yoksa oda diğer şubelerden birinde mi çalışıyordu ? Bana neden öyle bakıyordu ? Aman canım neyse ne dedim kendi kendime gece bitmişti artık ve ben balkabağına dönüşmeden evime,oğluma gitmeliydim…

Oğluma sarılıp uykuya dalmadan önce dilimde tek bir dilek vardı Yeni yıl lütfen bana güzelliklerle gel,sahi O adam kimdi ?

DEVAM EDECEK

Bunlar da hoşunuza gidebilir...