3.Bölüm

Güzel haber şu ki evli değilmiş,kadın kardeşiymiş.Neyse ki tiz çıkan sesine inat son derece tatlı bir kadınmış görümce adayım

Uydurduğum çarpışma planımı anlattım tüm ayrıntılarıyla oda yedi tabi.Ödemeyi ne kadar tutarsa tutsun karşılayacağımı falan söyledim,kendimi sevimli göstermeye çalışarak.Ne de olsa erkeklerin kalbine giden yol ailesinden geçer bizimki gibi toplumlarda,ben de her ne kadar uzaklaşmaya çalışsam da ailevi kodlarım beni evlenilecek kız gibi görünme çabasına itti,şimdi hatırladıkça kızıyorum kendime.Ne saçma ya koskoca adamların eş seçimi yaparken anasının babasının kriterlerini esas almaları.Ki şanslıyım benim sevdiğim adam ailesinin kriterlerine tercih etmedi beni,yoksa kim ister ki oğluna İKİNCİ EL KARI almayı ? Bu cümle tam da bu şekilde söylendi bir zamanlar yüzüme karşı kayın validem tarafından…Cehalet işte…Kaçmaya çalıştığım şeye daha da yaklaştırmış bu aşk beni,bilmiyordum o zamanlar…

Tutanaktır,trafiktir falan sizi kadın halinizle hiç uğraştırmayalım hem zaten isteyerek de olmamış abim halleder siz hiç sıkmayın canınızı sadece nüfus cüzdanı fotokopinizi alabilir miyim işlemler için dedi ve benim içime de suyu serpip gitti,o gün yemin ettim bir daha böyle salakça girişimlerde bulunmayacağıma dair ama her akşam adamı izlemekten de vazgeçemedim.

Koca sonbahar öylece geçip gitti,kendimi üzgün hissediyordum.En nihayetinde beğendiğim kadar beğenilmemiş olacağım ki hiç bir adım gelmedi Ondan,vazgeçtim bende taa ki doğum günüme kadar.

Adam aklımdan çıkmamıştı ama yapacak neyim vardı ? Gidip evini yakacak değildim ya ? Kendi kendime kutladığım 30.yaş günümün akşamında evime gelen notsuz çiçekler kimden gelmiş olabilirdi peki ? Ev adresimi kimse bilmiyordu ailem dahil olmak üzere.Kimdi şimdi bu ya ?

Çiçek alan kadınlara mahsus o mutluluk hali hiç çökmedi ruhuma,yine yeniden bir sapığım mı olmuştu ? Doğum günümü kim biliyordu ki ? Düşünüyorum,düşünüyorum hiç bir isim gelmiyor aklıma.Ben kara kara düşünüp yeterince tatsız geçen doğum günümü daha tatsızlaştırırken bir mesaj geldi telefonuma

Aslında ben çiçek bekliyordum hani özür mahiyetinde ama komşum hiç oralı olmadı,bu arada doğum günün kutlu olsun güzel ve hırçın kadın ::)

İşte aynen böyle yazıyordu mesajda,o an ki mutluluğum sevincim nasıl yazılır,nasıl anlatılır bilmiyorum herhalde on kere zıplamışımdır sevinçten yapacak başka bir şey bulamayınca.Sonra bu jeste başka bir jestle karşılık vermek istedim.Ama içimdeki eleştirisel ses susmuyordu ki bir türlü.Aslında içimden az öce kendi kendime mumlarını üflediğim pastamı alıp teşekkür mahiyetinde kapısına dayanmak geliyordu ama beni basit bir kadın zannederse ? Ya ayıplarsa evine gittiğim için ya benle yatmak falan isterse ? Iyyyyy yazdığım iğrenç senaryo yüzünden tüm hevesim kaçıp gitmişti.

Ama mesajla kuru kuru teşekkür etmek de  istemiyordum,aramakta istemiyordum ben adamı görmek istiyordum.Ayıp mı istiyordum işte ? Önce üzerimdeki dizleri iz yapmış bol pijama altımı çıkarıp güzel bir kot giydim sonra üzerine salaş bir kazak geçirdim,yalnız baya baya hazırlanıyordum hani gitmekten vazgeçmiştim ben ?

Beynimle vücudum birbirinden bağlantısız mı çalışmaya başlamıştı,derken saçlarımı toplayıp at kuyruğu yaptım ve bildiğin eni konu makyaj yapmaya başladım.Mantığım toplum baskısına boyun eğmek istese de kalbim bildiğini okumaya karar vermişti ve ben artık içimdeki bu kavgaya son verip dur sus yapma etme diyen aklımı değil yürü be kızım kim tutar seni diyen kalbimi dinleyecektim.Ne olurdu en fazla ? Beni basit bir kadın zannederse ona öyle olmadığımı kanıtlardım,ben basit değil aşık bir kadındım.

Pastamı itinayla kutusuna yerleştirip,az önce üflediğim mumları da attım içine.Montumu giydikten sonra boy aynasının karşısında karşımdaki deli kadını incelemeye başladım.Ne yapıyordum ben böyle Allah aşkına ? İçimde bir taraf eleştiriyordu beni akşam akşam hiç tanımadığım bir adamın evine gitme kararımdan ötürü ama diğer yanım takdir ediyordu aşkın peşinden sürüklenişimi.

-30 yaşıma kadar başkaları nasıl olmamı istediyse öyle olmuştum,şimdi ben nasıl olmak istiyorsam öyle olacak ve nasıl davranmak istiyorsam öyle davranacaktım .Yanlışsa yanlış,benim yanlışım.Başkalarının doğrusunu yaşamaktansa kendi yanlışımı yaşar,sonucuna da katlanırım…- dedim aynadaki aksime.

Kendi kendime ettiğim sohbete son verip bindim asansöre sonra parfüm sıkmadığımı fark edip gerisin geri döndüm eve.Son hamlemi de tamamladıktan sonra şimdi sırada hedefime doğru adım atmaktı

Kar hafiften atıştırmaya başlamıştı,acaba geri dönsem mi diye düşüne düşüne vardım zaten iki blok ötemdeki eve.Kapıda adını görünce heyecandan kalbim duracak diye endişelendim.Resmen ayaklarımın bağı çözülmüştü,boğazım kurumuştu,karnım hafiften ağrıyordu ,tansiyonum yükselmişti yok yok düşmüştü ,bayılayazdım ama bayılmadım dimdik ayaktaydım.Off ya hiç hazır değilim karşısına çıkmaya ama çıkmak istiyorum.Tam geri dönecekken vazgeçtim kararımdan,-yapacağım işte bu benim kendime doğum günü hediyem- dedim yine kendi kendime konuşmaya başladığımı fark ederek.

30 yaşında eşşşşek kadar kadın 13 yaşında bir kız gibi tir tir titriyordum kapının önünde,sanırım ben yaşanmamış çocukluğumu da ergenliğimi de onunla yaşıyordum.Bir dakika salak salak dikildikten sonra bastım zile,aman ya ne olacaksa olsun rahatlığıyla.Ahaaa ayak  sesleri geliyor,geri mi dönsem evet evet en mantıklısı bu olur deyip döndüm kıçımı gidiyordum ki kapı şakdadanak açılıverdi  birden :S Tam asansör kapısını tutmuştum halbuki,yüzüm asansöre sırtım adama dönük durdum bir süre öylece.Üzerimdeki bakışların ağırlığı ve birazda açıklama yapmak zorunda oluşum nedeniyle suratıma yapmacık bir gülümseme yerleştirip döndüm arkamı,bir süre söyleyeceğim yalanı düşünüp anlamsızca sırıtmaya devam ettim,orada o kapının önünde kaç dakika öylece durdum bilmiyorum,birden -hoşgeldin- diyen yakışıklının sesiyle kendime geldim.

aaaaa merhaba,ya ben yanlış gelmişim kusura bakmayın bir sonraki katta inecektim de falan filan gibi bir kaç dakikalık zırvalamamın sonucunda ne asansöre binme ne merdivenlere yönelme gibi bir teşebbüsümün olmayışını sanırım oldukça komik bulmuştu,tebessüm etmiyor bildiğin kahkaha atıyordu.

Sanki kahkaha atması için yeterince malzeme vermemişim gibi gaflarıma bir yenisini ekledim

-Neden gülüyorsunuz ?- dedim 

Üst katta kimse yaşamıyor da dedi,kahkahasının sebebini şimdi anlıyordum ama bozuntuya vermeye niyetim yoktu.

Heee o zaman bir aşağı kat olacaktı herhalde,dedim ama artık bende istemsizce gülmeye başlamıştım.

– Kemal amcaya mı geldin dedi sağ kaşını kaldırarak –

Yalan söyleme konusunda her zaman yeteneksizdim ama o akşam her zamankinden de berbattım,baktım ne desem elimde patlıyor en iyisi dürüst olmak diye düşündüm ve derin bir nefes alıp

Aslında ben de size teşekkür etmek istiyordum ama daha sonra arayacaktım,tesadüfen karşılaşmamız ne güzel oldu.Teşekkür ederim- dedim,iyi kıvırdığımı zannederek.:D

-Rica ederim,doğum gününüz kutlu olsun tekrar ,vaktiniz varsa çay demlemiştim eşlik eder misiniz ?- dedi,ay etmem mi seve seve öle öle dedim içimden bu kibar yakışıklıya ama dış sesim – yok ben sizi rahatsız etmiyeyim- gibi birşeyler vızırdadı.

-Estağfurullah,ne rahatsızlığı lütfen gelin- dedi

Tedirginmişim süsü verdim etrafa ürkekçe bakarak,aslında kendimi hiç tedirgin hissetmiyordum aksine kırk yıllık sevgilimin evine gelmişim gibi güvende ve mutlu hissediyordum.Bu duyguyu gerçek aşkını ilk gördüğünde her kadın tatmıştır,sanki kırk yıldır tanıyormuş gibi hissediyor insan.

Evi bekar bir erkeğin evine göre oldukça zevkli döşenmişti ve tertemizdi,benim evim kadın halimle onunki kadar düzenli değildi.Holde durmuş dikkatle etrafı inceleyişimi inceliyordu oda gülümseyerek.

Teftiş faslı bittiyse oturma odasına geçelim mi – dedi yine kahkaha arasında

Ya bu adam güldüğünde müthiş göründüğünü bildiğinden mi yoksa ben çok salak göründüğümden mi bana bakıp bakıp kahkaha atıyordu ?

Yok şey ben terliksiz gezemem de terlik var mıydı diye bakınıyodum dedim yine kendimi kurnaz zannederek

-Yaaa pardon düşünemedim ben onu dedikten sonra kendi terliklerinden birini getirip önüme koydu ve ekledi

-Kadın misafirlerim pek terlik merlik aramazlar bu eve gelince- dedikten sonra yine gülümsedi ki bu sefer ben hakikaten kızarmaya başlamıştım,yüzümün yandığını hissettim.İçimi tuhaf,anlamsız bir kıskançlık dalgası yaladı geçti.Ne demek şimdi gelenler terlik,merlik aramaz ?Benim yakışıklılığım dışında hiçbir şey dikkatlerini çekmez mi demek istiyordu acaba ? Salak ne zannediyorsa kendini,bulunmaz hint kumaşı sanki göt diye geçirdim içimden.Sonra ya ben sizi rahatsız etmiyeyim zaten saat de geç oldu deyip döndüm gerisin geri kapıya doğru yürümeye başladım

-Ya dur Allah aşkına ne rahatsızlığı,terliklerimi mi beğenmedin ?- dedikten sonra yine kendi söylediği lafa katıla katıla güldü

Tuhaf olan o kahkaha attıkça benimde gülesim geliyordu ama bastırıyordum çünkü bu özgüveni,bu kendi kendine eğlenir hali sinirime dokunmaya başlamıştı.Bastırmaya çalıştığım gülümseyişim kahkahaya dönüp ağzımdan böğürtü gibi çıkınca o daha da beter gülmeye başladı.Adam bildiğin yanındaki duvara vura vura gülüyordu şimdi.:D

-Ya deli misin sen ne gülüp duruyosun dedim kendimi toplamaya çalışarak

Cevap vermek yerine daha beter gülmeye başladı

-Sen antidepresan falan mı kullanıyorsun be ne bu böle ne desem yarıla yarıla gülüyorsun dedim,kendimi küçük tatlı bir kız çocuğu gibi göstermeye çalışarak

-Yok yok herhangi bir şey kullanmıyorum da sen çok komik,çok tatlı bir kadınsın dedi ve yine kahkahalarının arasında ekledi

-Yalnız ben çok hıyarım,tatlı komik kadını hala içeriye buyur etmek yerine kapı önünde ayakta bekletiyorum,buyurun küçük tatlı kadın dedi salonunu göstererek

Aslında bir tarafım arkama bakmadan bu yarı deli kılıklı adamın evinden koşarak uzaklaşmamı isterken diğer tarafım bok yeme otur oturduğun yere diyordu,az beklemedin adamın yolunu camlarda.Şimdi oyunun sırası değil konuş işte adamla arkadaş ol falan diyordu ayrıca.:D Kendi kendime ettiğim kavgadan sıyrılıp göz ucuyla ona baktım ne yapıyor diye.Baktım pasta kutusuna bakıyor yine gülümseyerek.O an fark etmişim gibi yaptım bende – aaa bu akşam benim doğum günüm ya bende kendi kendime yemek yerine dedim ve sustum çünkü devamına ne koyacağımı bulamamıştım.Sahi ben bu akşam kime gidiyodum da yanlışlıkla onun kapısını çalmıştım ?

-Ya evet dedi kapıda sohbet yarım kaldı sen hakikaten kime gidiyordun da yanlışlıkla benim kapımı çaldın ?

Hıhhh yalanımı yakalamıştı işte,aksi gibi bu apartmanda da tanıdığım hiç kimse yoktu.Ya offfff ne bok yemeye yalan söylediysem şimdi işin içinden çıkamıyordum.

Duymamış gibi yapmaya çalışıp konuyu değiştirdim ve evin çok güzelmiş dedim

Bu mu yani sorduğum sorunun cevabı dedi ? gülerek

Yok bu değil ananın hörekesi diyecekken tuttum kendimi,Allahım bu adamın yanında varoş tarafım atağa geçiyordu nedense

Derin bir nefes aldım ve doğruyu söylemekten başka çaremin kalmadığını fark ettim

-Aslında ben sana teşekkür etmek için gelmiştim ama ne bilim yanlış anlaşılmak istemedim- dedim yalan bulmanın ağırlığından kurtulmuş olmanın ferahlığı çökmüştü üzerime. Ona baktım göz ucuyla gülmüyordu artık hatta ciddi sayılan bir ifadeyle

-Neden yanlış anlayayım ki dedi,ne var yanlış anlaşılacak ama kafama takılan bir iki başka şey daha var sana sormam gereken dedi-

Şimdi hiç ama hiç gülmüyordu keşke azıcık gülse ya ne bu ciddiyet ne soracak acaba bana diye gerilmeye başlamıştım ki sorusu tokat gibi yapıştı yüzüme

-Sen neden zarar verdin bakalım arabama durup dururken ?-

O an yer yarılsa da içine girsem yada toz bulutu olup göğe uçsam yada ne bilim yerdeki halı falan olsam daha iyiydi .O kadar utandım o kadar mahcup oldum ki anlatamam.Midem kasılmaya dahası bulanmaya başladı.Ne biçim bir geceydi bu böyle,keşke ayaklarım kırılsaydı da gelmeseydim.Ben kim duygularının peşinden gitmek kim.Adam resmen arabasına yaptıklarımı biliyordu ama nasıl ? Çünkü adım gibi eminim site kameraları kayıt yapmıyordu,etrafta beni gören hiç kimse yoktu ?

-isteyerek olmadı dedim en üzgün ses tonumla park ederken yanlışla diye toparlamaya çalışırken sözümü kesti

-ya neden yalan söylediğini anlayamıyorum gerçekten dedi sesi kızgın değil şaşkındı

Ya ne yalanı,sana yalan borcum mu var benim derken

-Balkondaydım ben,sen elindeki taşla arabama vururken dedi

-offffff dedim tamam ya zararın ne kadar onu söyle hemen ödeyeceğim dedim ayağa kalkıp

-Zararım hiiiiiç önemli değil,amacım sana para ödetmek hiç değil.Sadece merak ediyorum senin o taşla o saatte arabaya vurmakta ki amacın neydi ki ?-

Keşke yine gevşek gevşek gülse ya bu adam,şimdi nereden çıktı sorgu hakimi gibi soruyor da soruyor.Hoş ben ne dese hiç cevap vermiyorum ama nereye kadar cevap vermicem eninde sonunda bir şey söylemek zorundayım.

Dışarıda kar yağıyordu ama benim sırtımdan bardak bardak ter boşanıyordu,şu düştüğüm hale bak ya.Sen tut ömründe ilk kez aşık ol,hayatında ilk kez çocukça bir çılgınlık yap onuda yüzüne gözüne bulaştır.Benim yapacağım işin içine sıçayım diye geçirdim içimden.Çaktırmadan adama baktım hala pür dikkat benim vereceğim cevabı bekliyordu ama işin tuhaf kısmı benim bu sefer tüm yalanlarım tükenmişti.Lan ne dicem ben şimdi buna ?

Kendime duyduğum öfke şimdi Ona yönelmişti,ne bu böyle çapraz sorgu yapan komiser gibi beni köşeye sıkıştırmış sordukça soruyordu

Vurduysam vurdum ne var be ne bağırıp duruyorsun dedim sesimi az sonra ağlayacakmışım gibi titreterek ama işin kötü tarafı hiç ağlayasım yoktu ve bana bağıran da yoktu sırf haklı çıkmak ,sorgusunu yarıda kesmek için uyduruyodum yine :D-

Benim küçük zavallı ayşecik rolüm onu hiç etkilemişe benzemiyordu,sadece komik bulmuş olacak ki yine kahkaha krizine girmişti

Sen hem yalancısın,hem cadısın hem de çok komik bir kadınsın- dedi karnını tutarak gülerken

Neyseki sert komiser rolünden sıyrılmış yine o yarı deli adam olmuştu.

Onun gülüşü içimi rahatlatıyordu,neyse dedim içimden fırsat bu fırsat gideyim ben artık

-Yeterince eğlendirdiysem müsadenizle ben gidiyorum – dedim ayağa kalkarken

O sıra tuttu kolumu ve beni az önce kalktığım koltuğa geri oturttu

-Dur daha soruma cevap alamadım,hakikaten sen o gece niye vurdun arabaya taşla hem numaranın yazılı olduğu parfüm kokan not kağıdını da orada yazmadın,cebinden çıkardın ? Sen hayırdır ? Benim dikkatimi çekmeye falan mı çalıştın yoksa ? dedi gülümseyerek.

DEVAM EDECEK

Bunlar da hoşunuza gidebilir...